6/10
·344 syf.··
2025 81. kitabı
Hugh Howey, ilk ke okuduğum bir yazar ve kitabın devam romanları da varmış. Yani aslında bu 5 kitaplık bir seri ve ben bundan habersiz bir şekilde başladım. Sonrasını okuyacağıma dair herhangi bir söz veremiyorum, çünkü bayılmadım. Beni tayınların da, seri okumaya uzak bir okur olduğumu tahmin edebilirler. Elbette büyük lokma yiyip büyük söz konuşmamak, benim her zaman hayat mottom. “Kum," post-apokaliptik bilim kurgu. Türünün gereği olarak, modern dünyanın yok edilmiş, hayatta kalanların, ilkel koşullarda yaşam mücadelesi verdiği zemin üzerine yükselen hikâye, her şeyin kumların altında kaldığı, insanların basit araç gereçler için bile, kum dalgıçlığı yaptığı bir düzene sahip. Dev metropollerin üzerinde, kilometrelerce kalınlıktaki kum, yaşayanların da hayatını hızlıca öğütmeyi sürdürüyor. Anne ve babalarının başka yerlere savrulduğu 4 kardeşin ikisi kum dalgıcı. Yeni dünya düzeninin beraberinde getirdiği bir meslek bu. Yerin kilometrelerce altına inen bu dalgıçların betimlemeleri, benim gibi klostrofobisi olanlar için kötü haber; kitabın içine fazla dalan bir yapınız varsa, benim gibi nefes almanız olduka güç. Howey'i takdir ettiğim tek nokta bu olabilir, çok gerçekçi yazılmış bu kısımlar. Roman, aynı zamanda farklı perspektiflerden görme şansı da tanıyor okura. Farklı sesler ve bakış açılarını da görmek mümkün. Tuhafıma gidense, içinde yaşanılan gezegenin neden kumlarla kaplı hale geldiği veya "sebep" dediğimiz kısmın boş bırakılması. Tamamen bir gizem halinde bırakılmış açık kapı. Acaba diğer kitaplarda mı bu açığa kavuşuyor? Eğer devam edersem, sırf şu soru yüzünden devam edebilirim seriye. Ne oldu da dünya kumlar altında kaldı bilemiyoruz. İşaret edilen coğrafyaya dair bir bilgimiz yok. Kötü olduğunu söyleyemem, türün alıcısı olmamama rağmen, kötü bulmadım.
KumHugh Howey · İthaki Yayınları · 2020416 okunma
Bırak yapsınlar
8/10
·400 syf.··
2025 15. kitabı
Kitabı bir solukta okudum diyemem; bazı bölümlerde tempo düştü ve tekrara düşüldüğünü hissettim. Yine de, benim gibi başkalarının ne düşündüğüne ya da ne yaptığına fazlasıyla kafa yoranlar için oldukça faydalı bir kitap olduğunu söyleyebilirim. “bırak” diyerek keskin bir şekilde sonlandırma yaklaşımı, hem zihinsel bir rahatlama sağlıyor hem de kişisel sınırlar koyma konusunda gerçekten cesaret veriyor. Bu yönüyle “bırak yapsınlar” benim hayat mottom oldu bile. Elbette, bu yaklaşımı uygulamak teoride çok güzel görünse de, bizim toplumumuzda ya da toksik ilişkiler içinde her zaman kolay olmuyor. Okurken sık sık “Gel de bunu bizim toplumda uygula, uygularsan!” dediğim yerler oldu. :) Yine de, zihinsel yüklerinden kurtulmak, kendi hayatına yönelmek ve başkalarının düşüncelerinden bağımsızlaşmak isteyen herkes için ilham verici bir kitap. Eğer başkalarının ne dediğine fazla takılıyor ya da artık kendi yolunda ilerlemek istiyorsan, bu kitap senin için güçlü bir itici güç olabilir.
Bırak Yapsınlar TeorisiMel Robbins · Nepal Kitap Yayınları · 20251,320 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·400 syf.··
2025 64. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2025 12:52
Bu kitap benim hayat mottom haline gelmiştir. Mel Robbins’in “Bırak Yapsınlar Teorisi” kitabı, bana kendi mutluluğumun kontrolünü elime almanın ne kadar önemli olduğunu hatırlattı. Çoğu zaman çevremizdekilerin beklentilerine göre hareket ediyor, onların mutlu olması için kendi isteklerimizi geri plana atıyoruz. Ama aslında bu, kontrolü tamamen dış dünyaya teslim etmek anlamına geliyor. Oysa hayat, başkalarını memnun etmek için değil, kendini bulmak ve özgürleşmek için yaşanmalı. Kitap tam da bu noktada güçlü bir farkındalık sunuyor. Modern ilişkilerden gündelik davranışlarımıza kadar uzanan pek çok konuda, “bırak yapsınlar” yaklaşımıyla insanın kendi enerjisini doğru yere yönlendirmesi gerektiğini hatırlatıyor. Stres yönetimi, başkalarının fikirlerinden etkilenmeden yaşamak, kendini kıyaslama döngüsünden kurtulmak, dostluklar, ilişkiler, hatta zor zamanlarda kendi iç huzurunu korumak… Hepsi iç içe ve samimi bir dille anlatılmış. Robbins, olayları kontrol edemeyeceğimizi ama tepkilerimizi seçebileceğimizi söylüyor. Bu cümle kulağa basit gelse de, aslında yaşamın en derin derslerinden biri. Çünkü biz çoğu zaman kontrolümüz dışındaki şeyler için üzülüyor, başkalarının davranışlarına gereğinden fazla anlam yüklüyoruz. Oysa yazarın dediği gibi: “Bırak yapsınlar, desinler; asıl sen ne yapacaksın, ona odaklan.” Evet, bazı bölümler tekrara düşse de, kitap bana bakış açımı yeniden şekillendirecek kadar etki etti. Kendimi, enerjimi ve sınırlarımı yeniden tanımladım. Ve artık biliyorum: hayatı daha kolay, daha sade ve daha gerçek yaşamak istiyorsan, bazen tek yapman gereken şey sadece bırakmak.
Bırak Yapsınlar TeorisiMel Robbins · Nepal Kitap Yayınları · 20251,320 okunma
GELMEYECEĞİNİ BİLE BİLE GODOT'YU BEKLEMEK...
10/10
·134 syf.··
2025 15. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2025 21:19
Kitabı ikinci kez okudum.İki yıl önce okudumuştum. İlkinde hiçbir şey anlamamıştım ama şimdi o kadar iyi anladım ki... Benim için en başı çeken kitap. En çok etkileyen ve iz bırakan kitap. Benim için baş tacı. enGodot'yu beklerken benim için felsefenin babasıdır. İnsanı ve hayatı tam olarak özeti ve tanımı. İnsanın acizliğini, çaresizliğini iliklerime kadar hissettiğim bir eser. Umudun insanı yaşatmasının yanı sıra nasıl parçaladığını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Gelmeyeceğini bile bile Godot'yu beklemek... Ayrıca insanın hayat ve tanrı karşısında ne kadar çaresiz, tükenmiş ve aciz oluşunun göstergesi. İnsanın, hayatın, evrenin ve tanrının kölesi ve oyuncağı olduğunun göstergesini tüm çıplaklığıyla gördüğümüz bir eser. Filmi ve tiyatrosu da var ve ben hem filmini izledim, hem tiyatrosuna gittim. Benim hayat mottom Godot'yu Beklerken Polyannacılık oynuyorum. Godot bir umut. Sanki Godot gelecek ve bir şey olacak. Bir şeyler değişecek. Bir mucize olacak gibi. Ama Godot asla gelmeyecek. işin daha acı tarafı da hiç gelmeyeceğini bile bile Godot'yu beklemek...
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınları · 202110,1bin okunma
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2025 51. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2025 00:41
Bu kitap tam anlamıyla dünyanın en tatlı kitabı olabilir! Öncelikle yine bana göre çok popüler olan bu kitabı yine popüler olmasından kaynaklı sürekli almak için erteliyordum. Çünkü popüler kitapların gereksiz abartısını bilirsiniz :) Yanılmışım arkadaşlar. Uzun zamandır bu kadar içimi ısıtan, yaşadığımı hissettiren, karakterlerle bağ kurduran bir kitap okumamıştım. Hatta bununla alakalı kitapta geçen bir alıntıya bırakayım sizlere: "'Doğrusu bunca zaman tek başımaydım ama artık o kadar ıssız kalmama gerek kalmadı, senin sayende' diyebilmek kalbimizde bir umudun doğmasını mümkün kılar. Bu kitap bana tam da bu umudu tattırdı." Tam anlamıyla bu arkadaşlarım işte. Kitap bir kitabevinde geçiyor. Youngju gözünü karartıp artık sevmediği işinden bir anda istifa edip bir kitabevi açıyor. Hayali bu. Duvarları kitaplıklarla kaplı bir yer. İlk başlarda oldukça ruhsuz ve ağlamaklı gözlerle müşterilerini karşılarken bir dönüşüm yaşıyor ya da bir yeniden doğuş. İşte o andan sonra ona katılan bir sürü dostu oluyor. Kitapların dünyasına giriyoruz. Bir okur olarak bu tarz bir kitap okumak beni mest etti. Kitabevine bir kahve köşesi, yapılan söyleşiler, davet edilen yazarlar, blog yazıları, sosyal medya paylaşımları, yapılan etkinlikler derken kitabevi çok başka bir dünyaya dönüyor. İçinde yaşam, dostluk olan bir dünya. İçeri giren herkes yaşadığını ve dinlendiğini hissediyor. Youngju'nun yanında olan tüm karakterler müthiş dönüşümler yaşıyor. Hepsinin bir hikayesi var ve sayfaları ilerlettiğimiz zaman hepsinin hikayesini öğreniyoruz. Hayalleri peşinde koşan insanların hayatlarını yönlendirmesini okuyoruz. Okurların içinde mis gibi duygular uyandırıyor. Karakterlerin gelişimini ve dönüşümünü, hangi acılarla hangi mutluluklarla ya da nelerden vazgeçerek gerçekleştirdiğini bazen
1000Kitap
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,1bin okunma
Puan vermedi·197 syf.··
2025 5. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2025 13:54
Normalde ben aşk kitaplarını, şiirleri çok fazla sevmem.Ama bu kitapta aşkı çok güzel tanımlamıştır.Ya da aşk tanımlanabilecek bir kavram mıdır? Üç kelimeden oluşuyor. Bazı zamanlar bir o kadar da çok can yakıyor. Nasıl içten bu kadar kelimeler yansıyabiliyordu? O kelimeler,cümleler, şiirler ruhuma öyle güzel geçti kii.. “En beğendiğim cümlenin, mottom olarak kitabın son sayfalarında karşımda belirmesi, bu kitaba duyduğum hayranlığı daha da pekiştirdi. Ve unutmayın; hayat kısa kuşlar uçuyor... Şimdiden okuyacak olan okurlara, iyi okumalar.
Bir Yudum AşkCuma Bozkurt · Mola Kitap · 201675 okunma