Amarikalı istihbaratçı gördüklerine inanamamıştı.
"Ingilizlerle savaş halindeler ama, Shakespeare'in eserini sahneye koyuyorlar ve alkışlayarak seyrediyorlar. Türkler sanatın milli sınırları olmadığına beni ikna ettiler. Üstelik bunların hepsi savaş sırasında oluyor" diye not almıştı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kadın-erkek eşitliği üzerine görüşlerini ilk kez Karlsbad günlüğünde kaleme aldı... "Kadın konusunda cesur olalım, vesveseyi bırakalım, açılsınlar, onların dimağları gerçek bilgi ve sanat ile bezensin, iffeti, bilimi sağlıklı biçimde izah edelim, şeref ve haysiyet sahibi olmalarına birinci derecede ehemmiyet verelim" diyordu.
Yarın, yarından sonra bir yarın, bir yarın daha
Sürüp gidiyor günden güne küçük adımlarla;
Geçmiş günlerimiz ise nice sersemlere ışık tutmuş
Ölüm yolunda, toz toprak olmazdan önce.
Sön, cılız kandil, sön! Hayat dediğin ne ki:
Yürüyen bir gölge, bir zavallı kukla bu sahnede:
Bir saat boy gösterip, boyun kırıp gidecek!
Bir daha da duyulmayacak artık sesi.
Bir aptalın anlattığı bir masal bu:
Kuru gürültüler, deli saçmalarıyla dolu.