10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
️2. Mahmut zamanı, Vaka-i Hayriye'nin yaşandığı zamanlar, zindanda bir müderris, arastada bir mücellit, Kapalıçarşı'da bir elmastıraş, bir cündi, bir de hırsız ama gönül hırsızı; dünyanın en göz alıcı mücevherinin peşinde. ️Her zamanki gibi İskender Pala'nin kalemine hayran oldum. Kitap resmen bir sarmal gibi bir bölümün bittiği cümleden diğer bölüm başlamış ve sanki sona geldiğinde tekrar başa döndük. Her karakter, içinde hazineler saklayan bambaşka bir kuyu. Özellikle aşık hırsız çok hüzünlü. Son sayfalarda gözlerim doldu ve çok şaşırdığım olaylar yaşandı. Gerçekten kitabı çok sevdim ve çok sayıda Osmanlıca kelime ekledim heybeme. Ve sanırım bu kitapta İskender Pala'nın oğlunun da desteği var. Galiba yerini oğluna bırakacak üstad. #okudumbitti
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,490 okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
Hekimoğlu İsmail'i çok severim.Rahmetli babamın kitaplığında bulup okumuştum küçükken. Babamın vefatından sonra tekrar okudum. İki okumamda da farklı yaşlarda çok etkilendim. Ölümün bir son değil, aslında bir başlangıç olduğunu; bilimsel yollarla anlatıyor. Ahiretin varlığını somut delillerle ispat ediyor. İnce bir kitap olmasına rağmen içinde hazineler saklı.
Ölüm Yokluk mudur?Hekimoğlu İsmail · Timaş Yayınları · 2022208 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 246. kitabı
Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. 'Aman sakın kendini' diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ' Bırak kendini, koy gitsin! ' Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!
Aşkın Kırk YoluŞems-i Tebrizî · Tutku Yayınevi · 201479 okunma
9/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
Açıkçası bu kitabı alıp okumayı hiç düşünmüyordum. Ta ki Selma Salgırboyu’nun paylaşımını görene dek… Ardından başka okurların da beğenisini görünce, kitabı sepetime ekledim ve büyük bir beklentiyle sayfaları araladım. Kitabı çok ama çok beğendim. Ön yargıyla burun kıvırdığımız, “bana göre değil” diye kenara ittiğimiz eserlerin içinde ne büyük hazineler saklıymış, insan okudukça anlıyor. 1700’lü yılların sert ve acımasız kışında geçen kitap, daha ilk sayfalarında okuru içine çeken çarpıcı bir sahneyle başlıyor: Buz tutmuş bir nehrin altında ortaya çıkan bir ceset… Ancak bu romanı yalnızca bir polisiye olarak tanımlamak yanlış çünkü bu kitap, tarihsel bir zemin üzerinde yükselen; adalet, vicdan ve insanlık kavramlarını derinlemesine sorgulayan çok katmanlı bir anlatıma sahip. Erkeklerin egemen olduğu bir dünyanın ortasında dimdik duran bir kadın karakter… Bir ebe olarak yalnızca doğumlara değil, insanların en çaresiz anlarına da şahitlik eden; korkusuz, kararlı ve sezgileri güçlü bir kadın. Doğa tasvirleri öylesine canlı ki, sayfalar arasında ilerlerken o keskin soğuğu iliklerinizde hissediyor, karakterlerin yaşadığı her duyguyu adeta birlikte yaşıyorsunuz. Özellikle mahkeme sahneleri… Nefesimi tutarak okudum. Tacize uğramış bir kadının, yalnızca “yeterli delil yok” denilerek şüpheyle karşılanması, iftiralar, yalanlar derken aslında adaletin gölgede kalışını okurken içimi öfkeyle doldurduğunu belirteyim. Yargıcın vereceği kararı verirken kalbimin nasıl hızlı çarptığını, satırların arasında nefesimi tutarak ilerlediğimi size anlatamam. Çünkü yalnızca bir hüküm açıklanmayacak, aynı zamanda vicdanın da terazisi kurulacaktı. O an, adaletin gerçekten var olup olmadığını sorgulayan herkes gibi ben de kelimelere tutunmuş, sonucu bekledim. Adalet… Belki bu dünyada her
Donmuş NehirAriel Lawhon · Kairos Kitap · 202621 okunma
8/10
·532 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:36
Merhaba arkadaşlar. Sonunda sıra geldi bizim çocukluğumuzun efsanesine. Hepimizin bir kere dahi olsa okuduğu, minicik baskılarıyla hafızamıza kazınan o efsanenin tam çevirisine. Başlamadan önce ne hissediyorsam bittikten sonra da aynılarına hatta daha fazlasına sahip olduğum eserlerden biri. Onun bilim kurgu yönü o kadar gelişmiş ki artık, onu tanımadıklarından kesinlikle emin olduğum birkaç kişinin yorumuna da özellikle bakmayı tercih ettim. Kimdi o eskimiş bunlar artık zamanı geçmiş teknolojiler gibi bir yorum vardı. Buna çok güldüm. Sorun şurada, bu kitap yazıldığında denizaltında anlatılan teknoloji aslında hiç yoktu arkadaşlar. Beni güldüren kısım da tam olarak bu. Hiç var olmayan bir şeyden sanki varmış gibi bahseden, daha sonrasında bu icat yapıldığında da benzer özelliklere sahip olması uzun yıllar alan bir teknoloji için ‘Bu eski’ diye eleştiri yapılması. Yani buradan ne anlıyoruz? Herkes bilgi sahibi olmadığı konuda bir yorum sahibi. Yani insanlar konuşur, biz kendi işimize bakalım diyebiliriz. Demeliyiz. Kitaba geldiğimizde -nihayet- Nautilus adında denizlerde yolculuk yapan bir denizaltı ve onun kaptanı Nemo ile kurtarılan 3 kazazedenin yolculuğuna konuk oluyoruz. Öncelikle en başa yani 1866 yılına uzanalım. Ve bu kazazedelere odaklanalım. Öncelikle denizlerde korkunç bir canavarın ortaya çıktığı haberi yayılıyor. Pek çok gemi kazasından sorumlu olan bu canavar için çeşitli teoriler ortaya atılırken denizlerde sigorta yapan şirketlerin hızlıca fiyat arttırmaya gitmelerinin kitabın içine sokuşturulması da gizliden bir kapitalist eleştiri olarak karşımıza çıkıyor. Ama buna şaşırmıyorum. Hatta daha ileri gidip bizim içimizde de böyle alçak insanlar olduğunu, bir yangın çıktığında 50 liralık eldiveni 500’e sattıklarını kim inkar edebilir? Deprem olduğunda (6
Denizler Altında Yirmi Bin FersahJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201916,3bin okunma
Hazineler Deryası
10/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Bu kıymetli eser Delâilü'l-Hayrât, Faslı Şeyh Süleyman el-Cezûlî tarafından 15. yüzyılda derlenen, Efendimiz Hz. Muhammed'e (s.a.v.) getirilen salavât-ı şerifelerin ve duaların yer aldığı meşhur bir salâvat mecmuasıdır. Asırlardır İslam dünyasında manevi huzur, şefaat ve manevi yakınlık amacıyla okunmaktadır. Âlimlerce günlere bölünüp bir okuma düzeni tertip edilmiş. Özellikleri ve Bölümleri Tam Adı: Tam adı Delâilü'l-hayrât ve şevâriku'l-envâr fî zikri's-salât 'ale'n-nebiyyil-muhtar olup *"Seçilmiş Peygamber'e (s.a.v.) salât konusunda nurların kaynağına ulaştıran salât ve selamlar"* anlamına gelir. Kitap, okumayı kolaylaştırmak için günlere bölünmüştür. Pazartesiden başlayıp pazar gününe kadar haftanın her günü için okunacak belirli bölümleri içerir. İçerik:Allah'ın 99 ismi (Esmâ-i Hüsnâ) Hz. Muhammed'in (s.a.v.) isimleri Salâvat-ı şerifeler Çeşitli dua ve zikirler Eserin tarihçesi ve daha fazla detayına göz atmak için TDV İslâm Ansiklopedisi kaynağını inceleyebilirsiniz. Rabbim bu muazzam eseri evrad edinip azami derecede istifade edenlerden kılsın امين
Delâilü'l HayrâtSüleyman el-Cezuli · Serhend Yayınları · 2024664 okunma