Hakki

Kennst Du das Land, wo die Kanonen blühn?
Erich Kästner Kennst Du das Land, wo die Kanonen blühn? Du kennst es nicht? Du wirst es kennenlernen! Dort stehn die Prokuristen stolz und kühn in den Büros, als wären es Kasernen. Dort wachsen unterm Schlips Gefreitenknöpfe. Und unsichtbare Helme trägt man dort. Gesichter hat man dort, doch keine Köpfe. Und wer zu Bett geht, pflanzt sich auch schon fort! Wenn dort ein Vorgesetzter etwas will - und es ist sein Beruf etwas zu wollen - steht der Verstand erst stramm und zweitens still. Die Augen rechts! Und mit dem Rückgrat rollen! Die Kinder kommen dort mit kleinen Sporen und mit gezognem Scheitel auf die Welt. Dort wird man nicht als Zivilist geboren. Dort wird befördert, wer die Schnauze hält. Kennst Du das Land? Es könnte glücklich sein. Es könnte glücklich sein und glücklich machen? Dort gibt es Äcker, Kohle, Stahl und Stein und Fleiß und Kraft und andre schöne Sachen. Selbst Geist und Güte gibt's dort dann und wann! Und wahres Heldentum. Doch nicht bei vielen. Dort steckt ein Kind in jedem zweiten Mann.
Şiir
Reklam
Puan vermedi·184 syf.··
2024 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2024 02:23
Benim için acı kelimesi ile bütünleşen en büyük Rus yazarı Maksim Gorki’dir. Her öyküsünde her romanın da yoksulluğu ve fakirliği istemesizce hissedersiniz. Yazdığı bir çok eseri kurgu gibi gözükse de aslında ya kendi hayatından(kendi hayatı da zorluklar içinde geçmiştir) ya da çevresinde gördüğü şeyleri betimlemiştir. Bu öykülerinde de onu gördüm. Acılarınızı hissetmek istiyorsanız Gorki okuyun.
SoytarıMaksim Gorki · Mavi Yelken Yayıncılık · 2000917 okunma

Hakki

, bir kitap okudu
Puan vermedi·184 syf.··
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2024 02:23
·
2024 1. kitabı
Maksim Gorki
8.1/10 · 917 okunma
Paltom vardı, sattım, şapkamı sattım, dedi. İşte yalnız su çizmelerim kaldı.Masanın altından sağlam deri çizmeli bacağını uzattı ve ekledi: - Yakında bunu da satacağm!... Değiştireceğim. Vanüşka, ona acıyarak: -Belki de bir kolayını bulursun!.. dedi. -Ne gezer!... Burada benim gibiler, sonbahar yaprakları gibi çok... Baksana şu kalabalığa!.. Bunlarn hepsi de ekmek parası peşinde koşuyorlar...
Sayfa 142·Kitabı okudu
Bu caddede birkaç yüz insan oturuyor. Bütün evler, bunlarla tıklım tıklım dolu. Tepede durmadan çiftçiler gidip geliyor; önümde bütün cadde insan bolluğunun insan kalabalığının izleriyle kipkirli.. Bense kendimi ıssız bir yerde hissediyorum. Boğucu sıcağa rağmen yüreğimde beni üçten bir öfke var.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Reklam