Adı:
Soytarı
Baskı tarihi:
Kasım 2000
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756684009
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mavi Yelken Yayıncılık
Baskılar:
Soytarı
Soytarı
Soytarı
Soytarı
Her zamanki gibi şık giyinmişti. Üzerinde siyah bir redingot, aynı renkte bir pantolon, başında parlak bir silindir şapka, ayağında ise güzel fotinler vardı. Ancak efendice giyinmiş soytarıların, sokakta çocuk gibi hareket edebileceğini düşündüm. Genelde bana öyle gelir ki, herkese yabancı olan ve dil bilmeyen bu adam, ancak soytarı olduğu için şehrin ve panayırın kalabalığı içinde kendini bu kadar serbest hissediyordu!.. Yaya kaldırımlarında kimseye yol vermeyek ve ancak kadınlara rastladıkça kenara çekilerek, önemli bir şahsiyet edasıyla yürüyordu. Kalabalığın arasında yürürken biri dirseğiyle veya omuzuyla kendisine dokunsa, sessizce ve biraz da tiksinerek, eldiveni ile, dokunulan yeri temizlediğini gördüm. Ciddi Ruslar ve başkaları kaygısızca itişip kakışırlar, hatta birbirinin üzerine bile çıkarlar, birbirlerinden af dilemezler, şapka ve kasketlerini nazik bir jestle çıkarmazlar... Ciddi insanların yürüyüşlerinde kör, mukadder bir şeyler var. Bunların hepsi de, gidip gelen şu insanların acele ettiğini, kimsenin birbirine yol vermeye vakti olmadığını açıkça görüyorlar. Soytarı ise savaş meydanındaki tok bir karga edasıyla, kaygısızca dolaşıyordu... Bana öyle geliyor ki, o, nezaketiyle, yolu üzerindeki herkesi şaşırtmak ve mahvetmek istiyordu. Bu, yada onun başka bir hali, bende hoşa gitmeye bir etki bırakıyordu.
336 syf.
·2 günde·10/10
Kuzey Yayınları'nın ilk baskısında (Mart 1985) piyasaya sürülmüş olan Soytarı, bir şekilde benim kütüphaneme girmiş ve o eski sayfalarının arasında bir kez daha kaybolarak büyük bir zevkle okuduğum Gorki başyapıtıdır. Çevirisi, Hasan Ali Ediz’in o akıcı, muhteşem 1985 Türkçesi ile yapılmış ve toplamda 123 sayfa olan bir kitaptır. Kitap ile ilintili bu bilgileri verdim çünkü sitede de ekli olan “Engin Yayıncılık” tarafından piyasada bulunan kitap yine Hasan Ali Ediz çevirisi kullanılmasına rağmen 336 sayfa olarak yayımlanmıştır. Acaba kısaltılmış metnini mi okudum diye yola çıkarak yaptığım araştırmalardan sonra gördüm ki Maksim Gorki’nin hikâyelerinin yanısıra başka yazarların farklı hikâyelerinin de mevcut olduğu bir yayım olduğunu fark ettim ve okuyacak olan arkadaşların farkında olması gereken bir durum olarak gördüğümden durumu izah etmiş bulundum.

Gelelim kitabın incelemesine. Soytarı, kitabın içerisinde bulunan hikâyelerden sadece birisinin ismidir. Eğer ki ben yayıncı olsaydım ve hikâyelerden birinin adını kitaba verecek olsaydım “Seyirciler” adlı hikâyesinin ismini verirdim. Verir miydim acaba? İşin açıkçası iyi ki de yayıncı ben değildim çünkü isim verme hususunda en güzelini, en etkileyici olanını seçmek neredeyse imkânsız benim nazarımda. Sanıyorum hikâyeler, birazda Hasan Ali Ediz’in çeviride ki başarısından kaynaklı, okurken o kadar net zihninizde canlanıyor ki Gorki’nin betimleme hususundaki başarısına bir kez daha hayran kalıyorsunuz. Gorki, öylesine farklı bir yazar ki sadece 2 sayfalık bir hikâyede bile sizi etkisi altına alıyor ve düşüncelere boğuyor. Gerek konu seçimi gerekse olayları gözlemleme bakımından farklı, bir o kadarda yetenekli bir yazar.

Kitapta dönemin toplumsal bozukluklarına ve bireylerin duyarsızlıklarına Gorki’nin olağanüstü gözlem yeteneğinin farkındalığı ile tanık oluyorsunuz. Beni bıraksanız kitabın her bir hikâyesi hakkında sayfalarca yazabilirim. Ancak bu noktada, incelememi burada bitiriyor ve okuyacak olan arkadaşların okuduktan sonraki düşüncelerini sabırsızlıkla bekliyor olacağımı belirtmek istiyorum. Kitabın gereken ilgiyi görmesini temenni ediyor ve ilk defa okuyacak olan o şanslı arkadaşlara da keyifli okumalar diliyorum.
336 syf.
·Beğendi·10/10
Gorki'nin "Ana" kitabından sonra diğer kitaplarını da okumaya karar vermiştim. Bu kitap da beni yanıltmadı. Gorki'nin tüm kitaplarını okumak önceliğim oldu. Ne geç tanımışım Gorki'yi...
Kitabın ana kahramanları atlar. Atların gözünden insanların dünyasına öyle güzel tespitler var ki okurken atlarla aynı fikirde olacaksınız.
"Bütün okşamalara, hoş sözlere karşın bağımsızlığından vazgeçmen zordur."
Ayrıca artık atlara daha ayrı bir gözle bakar oldum; ne hassas ne güçlü ne zeki hayvanlarsınız. Hakkınızda ne kadar az şey biliyormuşum!
336 syf.
·1 günde·Beğendi·4/10
Gorki'nin biri diğerinden güzel hikayeleri.Okurken- şaşırarak -günümüzden bahsedildiğini sandım bir an.İnsan ilişkilerindeki gerçeklik ve psikolojik tahlillerin doğru tespiti eseri bu günün kitabı yapıyor.
336 syf.
·1 günde·7/10
Hikayelerden oluşan bir kitap bütünü. Gorki okumaya başlamak için gayet tercih edilebilir bir kitap olabilir. Özellikle kitaba ismini veren 'Soytarı' hikayesini çok beğendim.
336 syf.
·Beğendi·7/10
Kimse tarafından anlaşılmamış, her şeye yabancı, bilmediğim bir yaşayışın kudretli gürültüsüyle sersemlemiş olan ben; acaba şu kuvvetli, güzel vücutlu soytarı gibi, sakin sakin gülümseyerek, yalnız kendi dostluğumun içine kapanmış bir halde yaşayabilir miydim?
Dünyada en büyük zafer, insanın kendisine karşı kazandığı zaferdir.
Maksim Gorki
Sayfa 67 - Engin Yayıncılık
Seni seviyorum, mutluluğun için bu kadarı yeterlidir, bana inan!
Maksim Gorki
Sayfa 80 - Mavi Yelken Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Soytarı
Baskı tarihi:
Kasım 2000
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756684009
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mavi Yelken Yayıncılık
Baskılar:
Soytarı
Soytarı
Soytarı
Soytarı
Her zamanki gibi şık giyinmişti. Üzerinde siyah bir redingot, aynı renkte bir pantolon, başında parlak bir silindir şapka, ayağında ise güzel fotinler vardı. Ancak efendice giyinmiş soytarıların, sokakta çocuk gibi hareket edebileceğini düşündüm. Genelde bana öyle gelir ki, herkese yabancı olan ve dil bilmeyen bu adam, ancak soytarı olduğu için şehrin ve panayırın kalabalığı içinde kendini bu kadar serbest hissediyordu!.. Yaya kaldırımlarında kimseye yol vermeyek ve ancak kadınlara rastladıkça kenara çekilerek, önemli bir şahsiyet edasıyla yürüyordu. Kalabalığın arasında yürürken biri dirseğiyle veya omuzuyla kendisine dokunsa, sessizce ve biraz da tiksinerek, eldiveni ile, dokunulan yeri temizlediğini gördüm. Ciddi Ruslar ve başkaları kaygısızca itişip kakışırlar, hatta birbirinin üzerine bile çıkarlar, birbirlerinden af dilemezler, şapka ve kasketlerini nazik bir jestle çıkarmazlar... Ciddi insanların yürüyüşlerinde kör, mukadder bir şeyler var. Bunların hepsi de, gidip gelen şu insanların acele ettiğini, kimsenin birbirine yol vermeye vakti olmadığını açıkça görüyorlar. Soytarı ise savaş meydanındaki tok bir karga edasıyla, kaygısızca dolaşıyordu... Bana öyle geliyor ki, o, nezaketiyle, yolu üzerindeki herkesi şaşırtmak ve mahvetmek istiyordu. Bu, yada onun başka bir hali, bende hoşa gitmeye bir etki bırakıyordu.

Kitabı okuyanlar 152 okur

  • marceline cloris
  • Sęrhąsi
  • Gülnar Rəhimli
  • Okuyan adammm
  • Enes Kara
  • Kitabınsoncümlesi
  • Hilal SELÇUK
  • Alper Erdem
  • Yunus Aydın
  • Enes AKYÜZ

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.2 (1)
9
%2.2 (1)
8
%0
7
%0
6
%4.4 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0