Maksim Gorki toplumcu-Gerçekçilik akımın temsilcilerinden bir yazar ve bütün eserlerinde Biz okuyuculara yazdığı kitaplar ve öyküleri ile bunu sonuna kadar hissettiriyor. Kitaplarını öykülerini okuduğumuzda sanki günümüzden bir kare hissiyatı oluşturuyor.
Soytarı kitabı içerisinde bulunan hikayelerden bir tanesinin ismi. Kitap çeşitli hikayelerden oluşuyor her biri dönemin toplumsal yozlaşmalarına, bireylerin duyarsızlıkları, iyilik- kötülük, doğru' yanlış kavramlarını yazarımızın gözlemleriyle cümlelerinden okuyoruz.
Her bir hikaye ders verici nitelikte.
Kitabı beğenerek okudum. Kitapta geçen hikayelerinin bazılarının sonuca bağlanması, bazılarının ise okuyucunun Hayal dünyasına bırakması kitabı ilgiyle okutuyor.
Keyifli okumalar.
Kuzey Yayınları'nın ilk baskısında (Mart 1985) piyasaya sürülmüş olan Soytarı, bir şekilde benim kütüphaneme girmiş ve o eski sayfalarının arasında bir kez daha kaybolarak büyük bir zevkle okuduğum Gorki başyapıtıdır. Çevirisi, Hasan Ali Ediz’in o akıcı, muhteşem 1985 Türkçesi ile yapılmış ve toplamda 123 sayfa olan bir kitaptır. Kitap ile ilintili bu bilgileri verdim çünkü sitede de ekli olan “Engin Yayıncılık” tarafından piyasada bulunan kitap yine Hasan Ali Ediz çevirisi kullanılmasına rağmen 336 sayfa olarak yayımlanmıştır. Acaba kısaltılmış metnini mi okudum diye yola çıkarak yaptığım araştırmalardan sonra gördüm ki Maksim Gorki’nin hikâyelerinin yanısıra başka yazarların farklı hikâyelerinin de mevcut olduğu bir yayım olduğunu fark ettim ve okuyacak olan arkadaşların farkında olması gereken bir durum olarak gördüğümden durumu izah etmiş bulundum.
Gelelim kitabın incelemesine. Soytarı, kitabın içerisinde bulunan hikâyelerden sadece birisinin ismidir. Eğer ki ben yayıncı olsaydım ve hikâyelerden birinin adını kitaba verecek olsaydım “Seyirciler” adlı hikâyesinin ismini verirdim. Verir miydim acaba? İşin açıkçası iyi ki de yayıncı ben değildim çünkü isim verme hususunda en güzelini, en etkileyici olanını seçmek neredeyse imkânsız benim nazarımda. Sanıyorum hikâyeler, birazda Hasan Ali Ediz’in çeviride ki başarısından kaynaklı, okurken o kadar net zihninizde canlanıyor ki Gorki’nin betimleme hususundaki başarısına bir kez daha hayran kalıyorsunuz. Gorki, öylesine farklı bir yazar ki sadece 2 sayfalık bir hikâyede bile sizi etkisi altına alıyor ve düşüncelere boğuyor. Gerek konu seçimi gerekse olayları gözlemleme bakımından farklı, bir o kadarda yetenekli bir yazar.
Kitapta dönemin toplumsal bozukluklarına ve bireylerin duyarsızlıklarına Gorki’nin olağanüstü gözlem
Uzun süredir inceleme yapmadığımı farkettim ve bu gece bir inceleme yapmaya karar verdim . Soytarı maksim gorki’nin okuduğum ilk kitabı oldu . Ben bu kitabı 1. Baskıdan okudum , kitabın eski görünüşü de hikayeler kadar hoşuma gitti. Bu kitapta iyilik ve kötülük , doğru ve yanlış ön plana çıkmıştır . Bir oturuşta okuyabileceğiniz bir yapıt . Kendi içerisinde ufak ve tatlı hikayelerden oluşmuş, bunlar ders verici niteliktedir. İnsanların duyguları , davranışları , kalpsizliği bütünsel olarak ele alınmıştır . İçerisinde sevdiğim öykülerden birkaçı şunlardır ;
- Soytarı
-seyirciler
-Bir cinayetin hikayesi
Gorki'nin "Ana" kitabından sonra diğer kitaplarını da okumaya karar vermiştim. Bu kitap da beni yanıltmadı. Gorki'nin tüm kitaplarını okumak önceliğim oldu. Ne geç tanımışım Gorki'yi...
Kitabın ana kahramanları atlar. Atların gözünden insanların dünyasına öyle güzel tespitler var ki okurken atlarla aynı fikirde olacaksınız.
"Bütün okşamalara, hoş sözlere karşın bağımsızlığından vazgeçmen zordur."
Ayrıca artık atlara daha ayrı bir gözle bakar oldum; ne hassas ne güçlü ne zeki hayvanlarsınız. Hakkınızda ne kadar az şey biliyormuşum!
SoytarıMaksim Gorki · Engin Yayıncılık · 1998917 okunma
Öncelikle hepinize sevdiklerinizle beraber mutlu huzurlu bayramlar. Kitaba gelecek olursak, kitap 17 tane kısa hikayeden oluşan bir eser. Kitaba adını veren Soytarı ilk hikaye, ve Bir Cinayetin Hikayesi son hikaye. Maksim Gorki'nin kısa hikayelere çok önem veren bir yazar olduğunu bu kitapta anlayabiliyorsunuz. Özellikle Gorki tarzına alışmak için biçilmiş kaftan diyebilirim. Keyifli okumalar
SoytarıMaksim Gorki · Mavi Yelken Yayıncılık · 2000917 okunma
Gorki'nin biri diğerinden güzel hikayeleri okurken- şaşırarak -günümüzden bahsedildiğini sandım bir an.İnsan ilişkilerindeki gerçeklik ve psikolojik tahlillerin doğru tespiti eseri bugünün kitabı yapıyor.
SoytarıMaksim Gorki · Engin Yayıncılık · 1998917 okunma
Atları sevmeme, aslında daha çok sevmeme sebep olan kitap diyebilirim. Iki defa okuduğum nadir kitaplardan birtanesi. Atların gözünden yaşamı anlatıyor. Iyi insanlarla karşılaşmanın ne kadar önemli olduğunu, hayatta böyle insanlarla karşılaşmanın ne gibi değişiklikler yaratacağını anlıyor insan.
SoytarıMaksim Gorki · Mavi Yelken Yayıncılık · 2000917 okunma
Hikayelerden oluşan bir kitap bütünü. Gorki okumaya başlamak için gayet tercih edilebilir bir kitap olabilir. Özellikle kitaba ismini veren 'Soytarı' hikayesini çok beğendim.
SoytarıMaksim Gorki · Engin Yayıncılık · 1998917 okunma
"Böyle umut etmek ne mutlu! Geleceğin büyük sevincini bekleyen bir yürekle yaşamak ne iyi..."
Gorki'den kısa insan öyküleri...
24 saatte bitirilen kitaplar arasında yerini aldı...
Soytarı nedir bilirmisiniz?Soytarıların görevi hizmetir.Sahibi olmadan bir hiçtir ve onun ötesinde ne olduğu kimsenin ama kimsenin umrunda değildir ve aslada olmaz.
Aleksey Maksimoviç Peşkov, en çok bilinen adı ile Maksim Gorki, Sovyet Rus yazar, sosyalist gerçekçi yazımın öncüsü politik eylemcidir.
1892 yılında Tiflis'te, Kafkasya Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Yoksullukla ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü için Rusça'da acı anlamına gelen Gorki takma adını kullanmaya başladı. 1895'te St. Petersburg'da yayınlanan bir dergide çıkan Çelkaş adlı öyküsü ile ünlendi. Ardından Yirmi Altı Erkek ve Bir Kız öyküsü yayınlandı.
Ünü hızla yayıldı. Bu öyküler kadar başarılı olmayan bir dizi roman ve öykü daha yazdı. Gorki'nin 1898 yılında yayınlanan ilk kitabı Hikâye Denemeleri (Очерки и рассказы) çok beğenilir ve yazarlık kariyerinin başlangıcı sayılır. İlk romanı Foma 1899'da basıldı. Bu dönemde sağlam bir olay örgüsü kuramaması ve yaşamın anlamı üzerine uzun felsefik tartışmalara girmesi romanlarının başarısını düşürür. 1906'da yazdığı ve Rus Devrimi'ne adadığı Ana en başarılı romanıdır. 1899-1906 arasında St. Petersburg'da yaşar. Gorki, Çar rejimine açıkça karşı çıkmış ve bu yüzden birçok kez tutuklanmıştır. Çarlık tarafından kontrol ve baskılara maruz kalmıştır. 1901'de Fırtına Kuşunun Türküsü isimli kısa şiiri yüzünden tutuklandı. Kısa sürede serbest kaldı, Kırım'a gitti.
Gorki birçok devrimci ile tanıştı. Lenin'le tanıştığı 1902 yılından itibaren aralarında yakın bir arkadaşlık oluşmuştur.
1902 yılında Rusya Edebiyat Akedemisi'ne seçilir. Ancak Çar II. Nikolas buna izin vermez. Anton Çehov ve Vladimir Korolenko bu tavrı protesto eder ve Akademiden ayrılır.
Başarısız olan 1905 Rus Devrimi sırasında Peter ve Paul Kalesi'nde kısa bir süre daha hapis kalır. Gorki Güneşin Çocukları adlı oyununu yazar.
Oğlunun Mayıs 1935'teki ani ölümünü takiben Gorki de, 1936 yılında Haziran ayında öldü. Her ikisinin de ölümü şüphe altındadır. Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır. Gorki'nin cenaze töreninde tabutu taşıyanlar arasında Stalin ve Molotov da yer alacaklardır.
1938'de Buharin'in mahkemesinde Gorki'nin NKVD başkanı Yagoda tarafından öldürüldüğü itiraf edilmiştir.