Yüzüm ocağın ateşine çevrilmiş. Genç kadının ninni söyleyerek beşikte uyuttuğu çocuğu seyrediyordum. Biraz sonra, köy kadınları, ayaklarının ucuna basa basa, odaya geldiler, yatağımın etrafını aldılar. Hepsi yeni bir savaş ihtimalinden korkuyor. Birçok sorular soruyorlar.
«Aman Allah'ım, inşallah bu son olur!» diyorlardı. Bütün ömürlerinde savaş belâsı içinde yaşamış olan bu kadınların halleri içimi paralıyordu. Adeta bir mucize olarak yaşayabilmişlerdi. Bir tanesini iy hatırlıyorum. Bir yandan örgü örüyor, bir yandan savaşta şehit olan kocasından söz ediyor, aynı zamanda erkek sayısı azaldığı için, koca bulmanın zorluğunu anlatıyordu. Fakat, kimsenin kocasını da elinden almak istemiyordu.
Dedim ki:
Bu genç milliyetçilerden bir tanesini kaçır, al.»
Kahkahalarla güldü:
Ben de düşündüm ama, hiç birini beğenmedim» diye cevap verdi.