Bireysel cinayetleri cezalandırıyoruz peki ya savaşları ve bütün bir halkı katletme suçunu? Normalde ölüm cezası verilmesi gereken eylemleri, general rütbesi taşıyan birisi tarafından gerçekleştirildi diye övüyoruz. Devlet, bireylere yasak olan şeyin yapılmasını emrediyor; senatonun kararıyla ve halkın onayıyla şiddet uygulanıyor. Hayvanların en yumuşak huylusu olan insanoğlu, savaşmaya ve çocuklarını savaşa göndermeye utanmıyor.
O an gücü kendi ellerinde tutuyorlar diye sonraki kuşakların hatıralarını yok edebileceğini sananlar aptaldır. Tam tersine, cezalandırlan yeteneklere duyulan saygı artar ve onları sert cezalara çarptıranların eline kendi şereflerini lekelemekten ve cezalandırdıklsrı kişiyi yüceltmekten başka bir şey geçmez.
"Bir Batılı, fakir bir milletten birine rastladı mı önce o kişiye karşı içgüdüsel olarak bir küçümseme duyar. Aptal bir milletin mensubu olduğu için bu adam bu kadar fakirdir, diye düşünür hemen. Büyük ihtimal bu adamın kafasının içi de bütün milletini fakir ve zavallı düşüren aynı saçmalıklar ve aptallıklarla doludur, diye duşünür Batılı." "Haksız da sayılmaz hani..."
Tek tek yoksullara belki acınır ama bir millet fakir olunca bütün dünya hemen o milletin aptal, kafasız olduğunu, tembel pis ve beceriksiz bir millet olduğunu düşünür ilk. Onlara acınacağına, gülünür. Kültürleri, töreleri, adetleri gülünç bulunur. Daha sonra bazan bu düşüncelerinden utanırlar da gülmeyi bırakıp o milletten göçmen işçiler yerleri siliyor en berbat işlerde, çalışıyorsa isyan etmesinler diye onların kültürlerini ilginç buluyormuş. hatta eşitmişler gibi bile davranırlar."
"Çünkü insanoğlunun en büyük yanılgısı," diye devam etti dernekli tutkulu genç, "binlerce yıllık en büyük aldatmaca budur: Fakir olmak ile aptal olmak hep birbirine karıştırılmıştır."