Hatice Büşra Ateş

“Hayatı eğer kendisi için bile bir okumalık, seyirlik olsa hep ve belki sadece ona şevkle, “Gel,” denilen, emniyet ve güven duyulan bir özelliğin affedildiği üç beş anı döne döne okur, döne döne seyrederdi. Bu dönüşler çünkü kalanını yaşama gücü ve sebebiydi.”
Sayfa 225·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Bana bak Aziz, bir şeyi illa hemen anlamak, hemen de yapmak zorunda değilsin. Bir söz, bir öğüt, bir işaret bütün bir ömür içindir, hatta belki senin ptuz sene sonran için, o vakit bulacağın bir süstür. Her şeyi takıp takıştırmayı, her duyduğunla hemen süslenmeyi seviyorsun, kibirlisin eşek sıpası. Bir on beş sene kadar dur, on beş sene bir dakikadan kısadır. Geldiğinde, gerçekten beklemişsen taptazesindir. İnsan bekleyemezken yaşlanır, fıkırdar ve kokuşur. Bekleyen tazelenir, bir buhur kokusu, başında filizi olur. Onu beklerken budalalıklar yapmamışsan, o olmadığını bildiğin halde boş duramadığın için kirlenmemişsen yağ gibi kayarak üstüne cuk oturur. Dünyadaki en güzel koku sabırla bekleyenin kokusudur.
Sayfa 232·Kitabı okudu
Hayatın bozmayı unuttuğu ya da ne yapsa bozamadığı insanlar vardı hâlâ. Dünya arkalarında yıkılırken onlar kurbağalar gibi nilüfer yapraklarında seke seke sakince uzaklaşıyorlardı enkazdan, toz duman bulaşmıyordu onlara. Kalabalığın içinde kalabalığa rağmen görüyorlardı sizi, yanınızdan geçip duran kör sağır güruha tezat, sizi görüyor, bir derdiniz var, hemen biliyorlardı. Beklenmedik iyilikleriyle insanın aklına “Karşılığında kesin bir şey isteyecekler” kuşkusunu düşürmüyorlardı. Olağan halleri buydu. Yaşıyorlardı bu hayatı. Yollarına çıkanı katıyorlardı yanlarına. Su gibi akıyorlardı tümseklerin arasından, çukurların içinden, yokuşlardan aşağı. Görür görmez anlıyordun, senin inceliklerinin karşılığı var onlarda, yerlere saçılmıyordu onlara sunduğun tatlılıklar, ziyan olmuyor, ıskalanmıyordu, ki senin hiç alışık olduğun bir şey değildi bu. Ama işte o kısa çarpışmalarda bir şey oluyordu, dünya içinde dünyalar beliriyor, iki kişilik, üç kişilik adacıklar oluşuyordu anında ve sen birden, yeniden nefes almaya başlıyordun.
Sayfa 54·Kitabı okudu
Bir yarayı iyileştiren her şeyden önce orada bir yara olduğunu kabullenmekti. “Bir şeyim yok, iyiyim ben”dedikçe insan her şeyden önce tedaviyi reddediyordu. Nadiren de olsa küçük krizlerle içimdeki basıncın birazını olsun tahliye edip, ama kendimi asla büsbütün bırakmadan, sonra tekrar normale dönüyordum.
Sayfa 24·Kitabı okudu
‘.. Emek vermen lazım. Bazı şeyleri feda etmen lazım. Teslim olman lazım. Yer açman lazım. Taş üstüne taş koyman lazım. Sonra o ilişkiye gözün gibi bakman lazım, çürümesin, çökmesin, eskimesin. Ona hayatını vermen lazım. Bunlar yoksa heves balon gibi bir şey, sönüp gidiyor.’
Sayfa 39·Kitabı okudu