daima en çekici duruşları buluyor, en güzelini. ve şüphesiz hiç düşünmeden. fakat genç kadında onun asıl hoşuna giden şey kesik kesik adeta hatırlamalarla konuşmasıydı. zaten en manasız kımıldanışlarında bile küçük unutmalardan sonra dönülmüş hissini bırakan bir hâli vardı. sanki o anda yaptığı ve söylediği şeylerden başka kendi içinde, daha mühim, hayatını, daha derinden kavrayan bir düşüncenin peşindeymiş, çok ayrı ve yalnız kendine mahsus bir başka zamanı yaşıyormuş gibiydi.
unutmak, bu ancak aşkla mümkündü: ömrün büyük ve serin pınarı, her tecrübeden bizi daha genç, daha diri, dünyaya henüz gelmiş gibi dinç ve rahat çıkaran oydu.