Yazarın Semerkant ve Doğu'nun Limanları kitabını okumuş birisi olarak bu kitabı okumaya ilk başladığımda pek ısınamadım. Başta bahsettiğim iki kitaba oranla beni sıktı. Neler olacağını merak ettiğim için de okumayı bırakmadım. Kitabı alırken kitap hakkında 'geleceğe yönelik kurgu' ifadesini okumuştum. Bu tarz kurgular aslında pek ilgimi çekmez. Kitaba ilk zamanlar ısınamamamın nedenlerinden birisi de budur belki. Geleceğe yönelik bir kurgu deniyor belki öyledir ama kim bilir belki de geçmişe yönelik bir kurgudur hatta belki de tamamen şu anı anlatıyordur. Net bir şey diyemeyeceğim bu konuda.
İnsan neden yaşar? Ölüm dediğimiz o olay olmasaydı nasıl bir hayat yaşardık? Yaşar mıydık ya da? Ölüm olmasa sanat eserleri ortaya çıkar mıydı? Ölüm olmasa her gün kendimize hedefler, hayaller belirler ve o güne başlar mıydık yine de?
Kitap hakkındaki son düşüncelerime gelecek olursak ufkumu açtı diyebilirim. Merak etmemi sağladı. Empedokles kimdir diye detaylı bir araştırma yapma ihtiyacı hissettim. Ve mısır piramitlerini merak ettim. Konu mısır piramitleriyle ilgili değil aslında ama bu konu bende çağrışım yaptı. Son fikrim şudur ki okuduğum için memnun kaldım :)))