Yerçekimine karşı yukarıya yönelme, içinde yaşadığımız mekan, kendisine yüksek-alçak, yükseliş-batış, tırmanış-düşüş, üstün-aşağı, yukarıda-aşağıda gibi zıtlıklara ikili anlamlar yükleyeceğimiz bir temel oluşturur. Toplumsal varlığımızın, özündeki bedenleşmiş doğası ve bu bedenleşmelere dayanan bedenleştirme pratiklerimiz yoluyladır ki, bu zıt terimlerin oluşturduğu metaforlar aracılığıyla düşünüp yaşarız.
Tören (Ritüel), bir seyir defteri ya da anı defteri değildir. Onun baş anlatısı, söylenen ve daha sonra üzerinde düşünülen bir öykü değildir; o, canlandırılan, oynanan bir külttür.