"Dünyada hangi insan, suç işlememekte özgür olsa, suçun yanında idam direğini görüp de ille suç işler? Karşı konulmaz bir güç bizi sürüklüyor ve eğilim gösterdiğimiz yandan başka tarafa kendimizi bir an bile yönlendirebilecek efendiler biz değiliz. Tek bir erdem yoktur ki doğaya gerekli olmasın; keza, tersine, doğanın ihtiyaç duymadığı tek bir suç yoktur. Doğa bunları kusursuz bir denge içinde tutar, onun bütün ustalığı buradadır. Peki, biz doğanın bizi fırlattığı tarafta suçlu olabilir miyiz? Senin derine iğnesini batıran eşek arısından daha suçlu olamayız."
"İlk güçlüğü açıklayamazken ikinci bir güçlüğe neden ihtiyaç duyuyorsun? Senin tanrına atfettiğin şeyi doğanın yapması mümkünken, niçin doğaya bir efendi arıyorsun ki? Senin anlamadığın şeyin nedeni belki de dünyanın en basit şeyidir. Fizik bilgini yetkinleştirirsen doğayı daha iyi anlarsın, aklını arındır, önyargılarını yok et, o zaman tanrına ihtiyacın olmayacak."
"Suçsuz olduğu halde, toplumda daha aşağılara düşürülen bir adamın sonunda suçlu olmasına şaşmamalısınız; bizi, bir durumdan ötekine geçerken hep bir yüz karası bekleyecekse elbette suçlu olmayı zincirlere yeğ tutacağız. Ey yasa koyucular, suçların sayısını azaltmak istiyorsanız, yüzlere daha az kara sürmelisiniz. Kendine onurdan bir tanrı yaratmayı bilen bir ulus, insanları yönetmek için böylesi güzel bir düşün kutsal frenini elinde tuttuğundan bütün giyotinleri yıkabilir."
İnsan yalnız mezarda sükûna kavuşabilir; yeryüzünde ise kendi benzerlerinin kötülüğü, tutkularının dağınıklığı, daha önemlisi, yazgının uğursuzluğu dolayısıyla fırsat bulamaz buna.