Toplumsal, ruhsal ve ahlâksal etmenlerden oluşan bir yumak, genelde bizim gerçekdışı ve gündelik fantezilerimizle, bunları gerçekleştirmeye dönük olanaklarımızı ayıran bir sınırda bulunmaktadır.
Çocuk bütün yapısal yeteneklerini ancak oğlansa geliştirebilir. Kadın bedeninde alışılmıştan daha güçlü bir salgılama, "soğuk bir direnme gücü" oluşmuşsa, o zaman doğan çocuk da insana özgü gizil gücünü tam geliştiremez, başka bir deyişle kız olur. Aristoteles'in bu tür maceracı açıklamalarında ise kadının, aslında başarısız, sakat doğmuş bir erkek olduğu savı yatar.
Kadınların daha aşağı statüsünü tanımlarken Aristoteles, onların erkekler gibi saçsız kalmadıklarını, bunun ise onların çocuksu varlıklarının bir kanıtı olduğunu savlamıştı. O ayrıca, kadınların erkeklerden daha az sayıda dişleri olduğunu da söylemişti. Bu son sav, Bertrand Russell'ın aşağıdaki notu düşmesine neden olmuştur:
"Eğer Aristoteles ara sıra karısının ağzını açmasına izin verseydi, herhalde bu hatayı yapmazdı."