-Kusursuz kötü karakterler arkadaşım oldu ne yazık ki!-
10/10
·536 syf.··
2025 20. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2025 19:02
Uzun bir döküş olacak, hissediyorum Kitap hakkında fikir vermekten ziyade- kitabın zaman aşımına uğrayan izleri silindiğinde kendime bir hatırlatmadır bu yazının amacı, tamamen öz pragmatist yerden, kendime :) Kitaba gelirsek; Headshot bu kitap insanlığa, tıpkı sanat filmleri gibi! Headshot'ın kaşıntısı geçmeden, kaynakların tükenme korkusunu da göze alarak diğerlerine geçmek lazım. Çok cinsellik vardı okurken çok utandım.. diyemeyeceğim dfhgsdhd Hani Kayra'nın otele kız attığı bölümü de hatırlamıyorum "GERİZEKALI"! İşlenen cinayetlerin normal sayıldığı, kim bilir hangi acının bedelini az önce seviştiği kadını öldüresiye döverek çıkaran anti karakterlerin insan doğasındaki zifiri karanlık yönlerini soğukkanlılıkla ortaya döken; kendine yabancılaşmanın ve hayatı reddetmenin ne kadar ötesi varsa o kadar ötesine geçilen, sınırların aklın ucundan bile geçmediği hiçlikten bir parça okudum. Evet, nihilizm! Dili son derece akıcı, e zaten Bilinç Akışı tekniğiyle akışta yazılmış hikayelerin dışında kalan yerler. Seveni kadar rahatsız ettikleri de olmuş kitap.. Bu yüzden başta Sanat Filmlerine benzettim. İnsanın karanlık- çırılçıplak doğası karıştı mı bir kere yapılan işe, orda Kaos doğar, kaçınılmaz! Kimi sanat filmi yönetmenlerinin temel amacıdır izleyiciyi rahatsız etmek, hatta rahatsız ettiğinden emin olmak. Yüzleşmektir bu çünkü. Bu kitapta da önümüze konan pembe bir dünya değil zaten, önce türünü belirleyip kabul edelim! Hayır, bu bir hastalık değil. İnsanın karanlık yönleri anti karakterler vesilesiyle ortaya konur; hassasiyete göre kimi ürker, kimi sexsizlikten kafayı yemiştir aklında sadece sex sahneleri kalır ya da 'çok ayıp olan' sex sahnelerinden rahatsız olur kimi de bir adım geriden hazırdır yüzleşmeye. Hepsi burada, tam olarak bu dünyanın içindedir zira başka
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,3bin okunma
Empati ama nasıl? Koşun Koşun!
Puan vermedi·690 syf.··
2025 18. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2025 14:08
Zaman tüneline ortasından alıp kronolojik anlatımı da kenara bırakmasıyla 'neler oluyor' diye sorarken deli gibi içine çeken olaylar örgüsü yaratıyor Adam Fawer. Psikoloji, felsefe ve nörobiyolojinin muhteşem harmonisi yanında Tanrı ve özgür iradenin de beyinde karıncalanma yaratarak irdelenmesi nefis. Duygulara atfedilen renkler ve hislerin sıradışı melodileri Empatinin dinamiklerini sanatsal perspektiften gösteriyor okuyucuya. Kalın bir kitap olmasına rağmen (689 s.) akıcı dili ve karakterlerin usul usul merkezde birleşmesi, kitabın çok yönlü anlatımında heyecanı hiç azaltmadan ilgiyi odak noktasında tutmayı başarıyor. Silahlar da patlıyor elbette; (ama azıcık) kırık kemikler, akan kan öyle betimleniyor ki dehşete tanıklığı zorunlu kılıyor Adam Fawer. Ancak asıl savaşın beyin-zihin gücüne bağlı olduğunu, gözle görülemeyen gücün nasıl da ızdırap kimi zaman işkence yarattığını olağanüstü bir dehşetle hissettiriyor okuyucuya. Asıl headshot ise kitabı okurken hep aklımın bir köşesinde duran gerçeğin itirafıyla yazardan geliyor 'Yazarın Notu' bölümünde (s.688) ; buyrunuz "Bu kitap her ne kadar kurgu olsa da, öykünün içine dağılmış olan birçok gerçek olgu da var. ...CHATTER, BLUEBIRD, OFTEN ve MK zihin kontrol deneyleri dahil olmak üzere, bahsi geçen tüm kod adlı operasyonlar aynen anlattığım şekilde gerçekleşti. Kamu kayıtlarına göre, Ronald Reagan 1982 yılında insanlar üzerinde yapılan deneyleri yasakladı. Tüm MK projeleri o zamandan beri durduruldu. Ya durduruldu ya da devam ettirilen çalışmalara dair kamuoyuna başka sızıntı olmadı." Empati demişken bizler de birer alıcı/ verici değil miyiz? Emin misin? Daha derine bak, bi dinle! Karakterlerimizden biri olan Elijah' ın kalabalıklar içine girdiğinde hissettiği boğulma hissi zaman zaman bizlerin de yaşadığı bir durum
EmpatiAdam Fawer · April Yayıncılık · 202337bin okunma
Reklam
10/10
·1104 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
·
59 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2019 18:38
Öncelikle Kötü Haber: Kitabı anlayabilmek için iki kere okumanız gerekiyor. DFW, okuyucusundan belli bir okuma disiplinine sahip olmasını bekleyen bir yazar. Infinite Jest de öyle yorucu bir günün ardından headshot yemiş vaziyette evinize gelip koltuğunuza yaslanıp ayaklarınızı uzatarak çayınızı kahvenizi vs. yudumlarken okuyabileceğiniz/okumak isteyeceğiniz bir kitap değil; dikkatinizi vermediğinizde sizi cezalandıran bir kitap. Nasıl cezalandırıyor diye sorabilirsiniz; söyleyeyim, ama öncelikle bir kötü haber daha: Kitabı okumak ve anlayabilmek için çok çok çok iyi düzeyde İngilizce bilmeniz gerekiyor. Aksi takdirde sayfalarca uzanan paragrafların, flashbacklerin, dipnotların, kalabalık cümlelerin, ve zaman atlamalarının içinde kaybolup gidiyorsunuz. Çeviri meselesine ise girmek bile istemiyorum. Evet cezalandırma demiştik, oraya geliyorum: Infinite Jest çok sayıda karakterin ucundan kenarından birbirine bağlandığı, pek çok mekana ve uzun bir zamana yayılan karmaşık bir kurguya sahip. Buna bir de Wallace'ın inanılmaz kelime dağarcığı ve az önce bahsettiğim upuzun paragrafları ve karmaşık cümleleri eklenince ufak bir dikkatsizlik anında bile hikayeyle ilgili önemli bir detayın bir satır arasında yok olması işten bile olmuyor. Bunun dışında kitap inanılmaz bir mizah anlayışıyla yazılmış. O kadar ki Wallace'ın kitap hakkında "üzgün bir şeyler yazmak istedim" demesi, anlaşılabilir olmakla birlikte insanı şaşırtıyor. Bazı yerlerde engel olunamaz biçimde bağıra bağıra gülmek istiyorsunuz. Kitap ne hakkında? Cevap: Pek çok şey. Ama bu kitabı okuyacak kadar çılgın olanlarınız Kuzey Amerika, bağımlılık, kaçış, "iki"lik gibi temalarla sıkça karşılaşacak. Ayrıca belli belirsiz bir Hamlet motifi de dikkatli okuyucunun gözünden kaçmayacaktır (tabii eğer bunu okuyorsanız
Infinite JestDavid Foster Wallace · Back Bay Books · 200613 okunma