Varlığın komşusu olabilir ama bunu felsefi bir dinle anlatamayabilirsiniz.
Yahut felsefe ile başlayıp gerçek düşünceye doğru yol alabilir ve böylece varlığa komşu olmak için bulunduğunuz yerden taşınmaya karar verebilirsiniz. İki durumda da önemli olan bir yerden başlamak ve Varlığın civarına yakınına semtine muhitine gelmektir. (...)
Merakla ve heyecanla bu dünyada kendisine nasıl bir yer olduğunu, ne yapması, nasıl davranması gerektiğini anlamaya çalışan çocuk ruhumuz, her sevgi dokunuşunda, her desteklenmede, her kabulde, bir yandan da her hayal kırıklığında, her engellenmede, her reddedilme ve her aşağılanmada, kendi ile ilgili bir ipucu arar. Kim olduğuna ve kim olacağına karar verebilmek için... 'Hayat bir hikâyedir ve bir insanı sevmek onun hikâyesini sevmektir' diyor Heidegger.
Ama ya biz kendi hikâyemizi sevmiyorsak?
Tüm verileri bir bütünün içinde bir araya getiren, onlara tutarlı ve mütecanis bir yapı kazandıran külli hakikat tasavvuru olmadan eşyanın hakikatine nüfuz edemeyiz. Farklı bilim dallarının malumat toplama yarışı, dünyanın tüm kumaş türlerini deposuna dolduran fakat hayatı boyunca bir tane bile elbise dikmeyen terziden farksızdır.
Heidegger köylülerle birlikte oturduğunda bazen hiçbir şey konuşmadıklarını, herkesin kendi köşesinde sessiz bir sohbetin içinde akıp gittiğini söyler. Kimsede "Neden sustuk ki şimdi?..." demez. Birlikte susmayı yadırgamaz. Gönül diliyle konuşanlar birlikte susmanın kıymetini bilirler.