ana karakterin babasıyla olan ilişkisi beni çok etkiledi.kitabı okurken bunun bir mektup olduğunu unutmuştum.tekrar hatırladığımda ve babasına olduğunu farkettiğimde gözlerim doldu.aslında en çok babalarımıza benzeriz ve günbegün nefret ettiğimiz babalarımıza dönüşürüz.aslında bu dönüşme metaforiktir çünkü aslında zaten onun kopyasıyızdır.
"Ama biz bir aileydik. İnsan ailesinin hep var olacağını, iyi kötü geçineceğini zannediyordu. Buna hep inanmıştım. Bu bariz varsayımı hiç sorgulamamıştım. İşte ironi de buradaydı, babam da ben de bu dile getirilmeyen gerçekliğe inandığımız için birbirimizle konuşma, hal hatır sorma, ne düşündüğünü merak etme zahmetine girmedik. İkimiz de bireysel olarak hissettiklerimizin gerçek olduğuna inanmayı sürdürdük."
işte bütün hikaye de burada başlıyor.o sessiz anlar oluyor ve babanla gözgöze geldiğinizde tıpatıp aynı şeyi hissettiğinizi farkediyorsunuz belki de bu yüzden hissettiklerinizi dile getirme ihtiyacı duymuyorsunuz.ama konuşulmamış anlar, konuşulmamış sevgiler unutulup yitip gidiyor.bir gün düzeleceğini umut ediyorsunuz içten içe ikiniz de ama bir günler elbet bir gün tükenecek.
"İşte o an kalan zamanımda ne yapmam gerektiğini anladım. Sana bir mektup yazmalıydım. Geçtiğimiz yıllar boyunca söyleyemediklerimi yazmalıydım. İçimde suskun kalan binlerce kelimeyi, sana vermediğim bütün selamları, paylaşmadığım bütün duyguları yazmalıydım.
İşte böylece mektubu yazmaya başladım. Sana ilk ve son mektubum baba ... Epey uzun oldu. Uzunca bir vasiyet ve miras. Çünkü sana anlatmam gereken çok konu vardı.Sana uzun zamandır anlatmak istediğim bir sürü şey vardı, kendim hakkında mesela."
sana uzun zamandır anlatmak istediğim bir sürü şey var baba! kendim hakkında mesela!