6/10
·112 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 13:03
Kitapçı, yazar, kitaplar, mektuplar gibi radarıma giren kelimeleri görünce kitabı çok da araştırmadan aldım. Samimi ve içten bir dostluk okuyoruz. Her şey kitapların çevresinde gelişiyor o açıdan sevmemem mümkün değil. Lakin beni çok etkilemediğini de söylemem gerek. Çok kısa ve yalın. Benim daha fazlasına ihtiyacım vardı.
84, Charing Cross RoadHelene Hanff · Everest Yayınları · 2025225 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 10. kitabı
Kitap Yorumu; Uyuyan Güzel / L. P. Sicard Özet; Helene, çok sarhoş olduğu bir gecenin ardından yaşadığı tek gecelik ilişkinin sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalır ve kısa süre sonra hamile olduğunu öğrenir. ilk başta ne yapacağını bilemese de zamanla bebeğiyle arasında oluşan bağ, onu doğum yapmaya karar vermeye iter. Kontroller sırasında doktor, bebeğin bazı semptomlara bağlı olarak engelli dogabileceğini söyler. Tam bu noktada devreye ünlü araştırmacı profesörlerin anne karnındaki bebekler üzerinde yürüttüğü deneysel çalışmalar girer. Helene büyük bir risk alır... Tek istediği şey bebeğinin kurtulması değil, aynı zamanda "kusursuz" olmasıdır.Her şey başta yolunda gibi görünür.Ama Aurora doğduktan sonra işler bambaşka bir hal alır... Hızla gelişen zekâ Yaşına göre normalin üstünde güç Yoğun bir içe kapanıklık • Ve sürekli konuştuğu hayali bir arkadaş... Tüm bunlar, olayların hiç de masalsı bir şekilde ilerlemeyeceğinin ilk sinyalleridir. Yorum; Bu kitap kesinlikle bildiğimiz Uyuyan Güzel değil... Ve bence en önemli nokta da bu.Masal beklentisiyle başlarsanız büyük bir şaşkınlık yaşayabılirsiniz. Ben korkmadım ama o gerilim, o huzursuzluk hissi benimleydi. Aurora karakteri ise gerçekten etkileyiciydi. Onu okurken sürekli şunu düşündüm; Aslında hepimizin içinde bastırdığı, görmezden geldiği bir “karanlık taraf" var. Ve bu kitap bize şunu sorgulatıyor: • O tarafı yok mu saymalıyız? • Yoksa onunla yaşamayı mı öğrenmeliyiz? Aurora ise seçimlerini merakıyla yaptı... Ve bu merak onu adım adım, kaçınılmaz bir sona sürükledi. O Kitapta yer alan şiddet, işkence ve ölüm sahneleri bu tür içeriklerden hoşlanmayanlar için oldukça ağır gelebilir. ! Açıkçası, mutlu sonla bitmeyen ilk masalım oldu diyebilirim. Serinin diğer kitapları da elimde mevcut. Şu an Külkedisi'ni okuyorum,
Uyuyan GüzelLouis-Pier Sicard · Dokuz Yayınları · 202673 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir Aşk Hikayesi
6/10
·352 syf.··
2026 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 00:00
Bir Aşk Sayfası, büyük yazar Emile Zola nin 20 kitaptan oluşan Rougon-Macquart serisinin 8. Kitabı. Seriyi basım sırasına göre değil önerilen okuma sırasına göre okuyorum ve bu eser de önerilen sırada 10. Basamakta yer alıyor. Bir Aşk Sayfası Helene Granjean ve kızı Jeanne'in hikayesini bizlere anlatıyor. Helene, ilk kitaptan tanıdığımız ( Rougon'ların Yükselişi) serinin ve ailenin ilk kahramanı Adeliade'in torunu, Ursula Macquart'nin ise kızı. Kocası ve kızıyla Paris'e gelen Helene, yabancısı olduğu bu şehirde aniden dul kalmış ve hayatını kızına adamıştır. Jeanne'in sinirleri büyük anneannesi Adeliade gibi zayıftır ve annesi Helene'e obsesif derecede takintilidir. Jeanne'in bir sınır krizi sırasında Helene ile komşusu doktor Deberl taşımış ve aşık olmuşlardır. Fakat hem Jeanne annesini kimseyle paylaşmaya niyetli değildir hem de doktor Deberl evlidir. Hikaye bu çerçevede sürüp gidiyor. Eser bana göre ortalama bir keyif veriyor. Hikaye hayli tanıdık. Fakat Zola'nin akıcı dili eserden sıkılmayı önlüyor. Bana göre okuyucuya büyük etkisi olan bir kitap değil, okuyucu yoran, zorlayan, biktiran bir kitap da değil. Yorucu bir okumadan sonra akıcı bir kitap arayanlar için tercih edilebilir. Yine de bana göre düşük beklentiyle okunması gereken bir eser.
Bir Aşk SayfasıEmile Zola · Yordam Edebiyat · 20203,046 okunma
Arkasında yazdığı gibi gerçekten içinde kayboldum...
Puan vermedi·640 syf.··
2026 4. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 09:37
Kitabın ilk başında yazarın imza bir dili olmadığını düşündüm. Daha kendine özgü, baharatlı değildi ama sonra kitabın yalın anlatımına alıştım. Sayfa sayısı o kadar çok ki ve karakterlerde istemeden kitapla çok vakit geçirip, çok sayfa okuyup dizi gibi takip ediyorsunuz masalı. Yani bende öyle oldu. Sevdim mi sevdim. Spesifik olarak aşk öyküsü denebilir mi diye sorarsak benim cevabım içinde pekte romantizm ve aşk olmadığı. Çok spoiler olmasın ama kitap aşk kısmını işlememiş. Yapı olarak cinin klasik bir erkekten farkı yoktu. Bu yüzden cini pek beğenemedim. Golem karakteri daha çok ilgimi çekti. Golemi daha çok sevdim. Birde tabii ki her şey olması gerektiği gibi ve tabii ki öyle kurgulanıp öyle olması gerektiği için 2. Kadın eklenmiş hikayeye ama - belki biri daha fazla kendinden bir şeyler bulur, bu da hayatın gerçeği- ama ama ama ben olsam Sophia karakterini hiç eklemezdim. O kısım o kadar canımı sıktı ki -benimle alakalı- ve önümde daha 300-400 sayfa vardı. Mecburen kitaptaki yahudilik, arap, kültürel bilgileri sindirip onlardan zevk almaya verdim kendimi. Golemle hiçbir problemim yok ama Cin hiçte eğlenceli ve etkileyici bir karakter değildi. El sanatlarına yetenekli, ikiside çok yetenekli zaten ancak cin benim hiç içime sinmedi yani. Dediğim gibi Sophia o kadar saçma olmuş ki sondaki Sophia'lı sahneye de bir anlam veremedim açıkçası. Onun yerine biraz daha romantik sahneler yazılabilirmiş. Gerçi yazmanın yanında okuyup şöyle olsun böyle olsun demek daha kolay biliyorum. Ama en taze haliyle okuduktan sonra böyle düşündüm. Kitaptaki sade kültürel ve dini bilgileri de çok sevdimmmm tekrar belirteyim ♡
Golem ve CinHelene Wecker · Doğan Kitap · 2014464 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2026 33. kitabı
Demir ve Helen’in yıllar önce yollarının kesiştiğini, her ne kadar kendileri hatırlamasa da, kitabın girişinde öğreniyoruz. Bu bölüm, kaderlerinin aslında çoktan birbirine yazıldığını ancak bazen doğru zamanı beklemek gerektiğini bir kez daha gösteriyor. Olaylar tüm karmaşıklığıyla devam ederken Demir ve Helen’in aşkı da çevrelerinde olup bitenlere aldırmadan giderek daha da güçleniyor. Serinin son kitabında Alin biraz daha ön plana çıkıyor. Başlarda ona sinir olsam da her kitapta zekasına biraz daha hayran olduğumu kabul etmeliyim. Dedelerinin sonunu okumak ise en çok keyif aldığım kısımlardan biriydi. Özellikle geçmişte Helen’e yaptıklarını öğrendikten sonra bu bölümler çok daha tatmin ediciydi., Bir seriye daha veda etmenin hüznünü yaşıyorum. Son kitap olmasına rağmen aksiyonu hiç düşmeyen, merakı sürekli canlı tutan bir kitaptı. Finali ise okuru memnun eden ve bence olması gerektiği gibi biten bir sondu. Birçok duyguyu aynı anda yaşatan bu seriyi büyük bir keyif ve merakla okudum. İyi ki okumuşum.
İnferno: Kanto IIIAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 2025165 okunma
Yoksulların nefret ettikleri bir şey varsa, o diğer yoksullardır.
10/10
·304 syf.··
2021 1. kitabı
Muriel Barbery (28 Mayıs 1969, Kazablanka-Fas) Fransız roman yazarı ve felsefe profesörüdür. 2000 yılında ilk romanı Une Gourmandise yayınlandı. Bu kitap on iki dile çevrildi. 2006 yılında çıkan ikinci kitabı Kirpinin Zarafeti (L'Élégance du hérisson) Fransa'nın en çok satanlar listesinde 30 hafta boyunca ilk sırada yer aldı. Mayıs 2008'e kadar elli baskısı yapılan eserin bir milyondan fazla kopyası satılmıştı. 2008 yılında bir sanatçı rezidansı olan Villa Kujoyama'da yaşamaya hak kazanan Barbery, şu anda eşiyle birlikte Kyoto'da yaşamaktadır. Kitap konusundan ziyade içeride verdiği derin felsefik sorgulamalarla incelenmeli çok iyi pasajlar okuyoruz her biri ders niteliğinde. **"Hayatın bir anlamı vardır ve bunu da büyükler bilir" lafı herkesin inanmak zorunda kaldığı evrensel bir yalandır. Yetişkin olup da bunun yanlış olduğu anlaşıldığında artık vakit çok geçtir. Sır dokunulmadan kalır; ama kullanılabilecek bütün enerji de uzun süredir salakça faaliyetlerle saçılıp savrulmuştur. Geriye kalan ise kişinin kendi yaşamına hiç bir anlam bulamamasını maskelemeye çalışarak kendini uyuşturmasıdır. Üstelik kendini daha iyi ikna edebilmek için de kendi çocuklarını aldatır. (Syf.13) ** Baştan beri Colombe'la ben savaştık; çünkü Colombe'a göre yaşam, karşındakini yok ederek zafer kazanmak gereken sürekli bir mücadele. Rakibini ezmemişse ve onun alanını kıtı kıtına yaşayabileceği kadar daraltmamışsa kendini güvende hissedemez. Başkalarına yer olan bir dünya onun eftenpüften savaşçı ölçütleri ne göre tehlikeli bir dünyadır. Ama aynı zamanda, ufacık bir temel görev için onlara muhtaçtır: Onun gücünü birinin kabul etmesi gerekir. Dolayısıyla vaktini olası tüm imkanlarla beni ezmeye çalışmanın yanısıra, benim ona, kılıç çeneme dayalıyken, en iyi olduğunu ve onu sevdiğimi söylememi
Kirpinin ZarafetiMuriel Barbery · Kırmızı Kedi Yayınları · 20259,8bin okunma