bir kitaplık dünya

bir kitaplık dünya

bir kitaplık dünya

, bir kitap okudu
Puan vermedi·200 syf.·
2026 1. kitabı
Paulo Coelho
6.7/10 · 2.253 okunma
Reklam

bir kitaplık dünya

, 2026 okuma hedefini ekledi.
2026 OKUMA HEDEFİ
12/20 kitap - %60 tamamlandı
12 kitap okudu
20 kitap
3.486 sayfa
3 inceleme
11 alıntı
25 günde 1 kitap okumalı.
Puan vermedi
“Uğultulu Tepeler”i eline aldığında hemen fark ediyorsun: Bu kitap “mutlu aşk” anlatmak için yazılmamış. Daha çok, insanın kalbine oturan o yoğun duyguları, gururun ve kırgınlığın nelere mal olabileceğini göstermek için var. Heathcliff ve Catherine’in hikâyesi gerçekten çok farklı. Birbirlerini çocukluktan beri seviyorlar ama bu sevgi hiç huzurlu bir sevgi değil. Hem çok bağlılar hem de birbirlerini acıtmayı başarıyorlar. Bazen “yazık gerçekten, keşke yolları biraz daha açık olsaydı” diyorsun, bazen de ikisine birden kızıyorsun. Kitabın en güçlü yanı bence atmosferi. O rüzgârlı, yalnız tepeler… soğuk evlerin içindeki bitmeyen gerginlik… hepsi hikâyeye öyle bir hava katıyor ki, okurken kendini orada dolaşıyormuş gibi hissediyorsun. Emily Brontë insanın içini titreten bir dünya kurmuş. Bu romanı en çok şu yüzden seviyorum: sadece aşkı anlatmıyor, insanın karanlık tarafını da gösteriyor. Kin, özlem, gurur, pişmanlık… hepsi iç içe. Ve tüm bu duygular, kitabı bitirdikten sonra bile aklında kalıyor.
Edebiyat
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 201857,9bin okunma
Puan vermedi·195 syf.··
2025 10. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2025 15:12
Knut Hamsun’un Açlık kitabı gerçekten insanın içine dokunan, psikolojik olarak da epey sarsıcı bir roman. Okurken sürekli o yazarın açlıkla, yoksullukla, çaresizlikle mücadelesini hissettim. Hani bazı kitaplar vardır ya, olaylardan çok karakterin iç dünyası seni içine çeker… işte Açlık tam olarak öyle bir kitap. Romanın baş karakteri isimsiz bir adam, aslında bir yazar olmaya çalışıyor ama parasızlık yüzünden sürekli sürünüyor. Açlık çektikçe hem fiziksel hem de ruhsal olarak çöküyor. Bir noktadan sonra neyin gerçek neyin hayal olduğunu bile anlamaz hale geliyor. Okurken onunla birlikte ben de midemde bir boşluk hissettim resmen, o kadar iyi anlatmış Hamsun. Kitapta en çok ilgimi çeken şey, karakterin gururu oldu. Aç olmasına rağmen, kimseden yardım istemiyor. Sanki açlıktan ölecek ama yine de “ben iyiyim” havasında. O kadar çaresizken bile kendi onuruna tutunması çok etkileyiciydi. Ama bir yandan da bu gururu yüzünden daha da dibe batıyor. Hamsun’un dili çok sade ama aynı zamanda çok güçlü. Betimlemeleri o kadar gerçekçi ki, Oslo sokaklarını (o zamanlar Christiania diye geçiyor) gözümde canlandırabiliyordum. Hava soğuk, adam aç, cebinde beş kuruş yok… ama yine de bir şekilde yaşamaya devam ediyor. Kitap bittiğinde içimde garip bir his kaldı. Ne tam acıdı içim, ne de “vay be” dedim. Daha çok sessiz bir sarsılma gibi. Açlık, insana sadece yemek bulamamanın değil, toplumdan dışlanmanın, görülmemenin ve yalnızlığın da ne kadar yıkıcı olabileceğini gösteriyor.
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,7bin okunma