Bu düzen içinde anlamsız ve kalıcı olmayacak bir iyileşme için uğraşacağıma, giderim, bir köyde sebze-meyve, çiçek yetiştiririm. Şu anda bu dünyaya baktığım zaman bana anlamlı gelen tek mücadele, insanların eşitlikçi bir düzende yaşamalarını sağlamaya katkı koymak.
Biz otoyollara, köprülere, barajlara karşı çıkmıyoruz; bizim karşı çıktığımız, kamu kaynaklarının özel şirketlere peşkeş çekilmesi, özel sektörün bu büyük projelerden nemalanması, çevre katliamı ve emek sömürüsüdür. Bizim karşı çıktığımız plansızlık ve kar üzerine kurulu yatırımlardır.
Geçmişte sömürgecilik her zaman “medeniyet götürme” iddiasının arkasına sığındı. Ancak o medeniyet muazzam bir sömürü, yağma, talan ve kıyımı içeriyordu. ABD bugün de işgal ve müdahalelerini “demokrasi” adına yapmıyor mu? Başka ülkelere “medeniyet”, “barış”, “demokrasi” taşımanın arkasında ekonomik çıkarlar yatar. Bu çıkarlar da halkın değil holdinglerin çıkarıdır.