Varlığın ortaya çıkardığı hakikat ve gerçekliği anlamak için birden fazla epistemik araca ihtiyaç vardır. Akli ve bilimsel bilginin yanı sıra kalp bilgisi, sezgi, estetik tecrübe, ahlak, sanat ve edebiyat, varlığı anlamada vazgeçemeyeceğimiz araçlardır. Varlık nasıl çok boyutlu ve katmanlı ise, onu anlamak için kullandığımız araçların da çok yönlü ve dinamik olması gerekir.
İnsanın bu bütünlüğe sadece kendini merkeze koyarak ulaşması mümkün değildir. İnsan, alemin efendisi değil, onun velisi, koruyucusu ve emekçisidir. Varlıklara bu mesuliyet bilinciyle yaklaşmak zorundadır.
Klasik felsefenin diliyle söyleyecek olursak biz eşyanın ancak "suret"lerini bilebiliriz. Saf kuvve halini ifade eden "madde", insanın idrakine kapalıdır.
Lütfun gereği şükürdür. Şükür ise insanın kendisine verilenlerin değerini bilmesi ile başlar. Kur'an insanlara bu konuda tefekkür etmelerine salık verir. Zira akıl ve irade olmadan insanın bir şeyin şükrünü eda etmesi mümkün değildir.