Oysa insanların ihtiyaçları değil arzuları sonsuzdur. İhtiyacın olandan daha fazlasına sahip olduğunda daha mutlu, tam ve mutmain olmuyorsun. Sahip olma arzun kamçılandıkça daha fazlasını istiyorsun. O en fazlaya ulaşman hiçbir zaman mümkün değil. Çünkü arzular sonsuzdur ve sınırsız tatmin diye bir şey yoktur. Hep daha fazlasını istersin ve "Daha fazlasına sahip olamadım." diye kendini eksik, mutsuz ve tatminsiz hissedersin.
İstiğna yani dünyadan müstağni olmak, ona muhtaç olmamak çok önemli bir duruştur. İnsan insana müstağni olmaz. O kibirdir. Ama insan dünyaya, maddeye, dünya hayatına karşı müstağni olmalıdır. Yani "Benim eyvallahım yok." diyebilmelidir.
İnsan dünyanın şehvetine, yaldızına, maddesine kendini kolaylıkla kaptırabilir. İşte o zaman ayna perdeye dönüşür. Hakikati yansıtması gereken şey, onu perdeleyen bir engele dönüşür.