Düşünmek, çağın mânâsı üzerine kafa yormak demektir. Nietzsche, yaşadığı çağ üzerinde tefekkür eden bir düşünür olarak yaklaşmakta olan tehlikenin farkındaydı ve bunu "Çöl büyüyor..." diye ifade etmişti. Ona göre bu çağın temel gerçekliği "güç istemi" yahut "iktidar arzusu"dur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Modern insan, anlamdan yoksuun olduğu söylenen bir evrende anlam bulmaya mahkum edilmiştir. İnsanın içinden dış dünyaya doğru uzanan bu arayış, her defasında maddi alemin anlamsızlık duvarlarına çarpar. 
Praxis çağında tefekkür, hayattan ve gerçeklikten kopuk bir zihin jimnastiğinin ötesine geçemez. Bu yüzden tarihin büyük bilgelerini, filozoflarını, ariflerini, şairlerini düşünce tarihinin birer figürü olarak anlatır ve geçeriz.
Fayda, haz, kar, çıkar, Sistem, büyüme, üretim, verimlilik gibi büyük gerçekliğin karşısında düşünen insanın çabası melenkolik bir inlemenin ötesine geçemez. 
Ruhun ölümsüzlüğü, insanın sonsuzlukla olan bağıdır. Bu bağın anlamını ortaya çıkartan ve insanoğluna gösteren şey, onun aklı ve düşünme melekesidir. Düşünmeyen insan sadece zihnen ölü değildir; aynı zamanda sonsuzlukla olan bağını da kopartmıştır. Mutlak, sonsuz ve daimi olanla bağını kopartmak, insanın olumsuz ruhuna yapabileceği en büyük kötülüktür.