Aşırı uyarılmış durumdayız ve üretkenlik konusunda takıntılıyız. Bu durum sinir sistemimize ve uyku yeteneğimize zarar veriyor. Hız ve verimlilik uğruna sakinleştirici gölgeler ve zengin dokuyu hayatımızdan çıkarmanın bedelini ödüyoruz. Gözlerimiz ve kalplerimiz yorgun. 
Beyin hackleyen algoritmaların, pop-up propagandanın ve her yerde bilginin olduğu bir zamanda yaşıyoruz. Uyandığımız andan yatağa girdiğimiz ana kadar neye benzememiz, ne giymemiz, ne yememiz ve ne satın almamız, ne kadar kazanmamız, kimi sevmemiz ve nasıl ebeveynlik yapmamız gerektiğine dair mesajlarla besleniyoruz.
Her şey, hatta hayatın kendisi bile geçici, tamamlanmamış ve kusurludur. Bu sebeple, mükemmellik imkansızdır ve kusurluluk kendimiz dahil her şeyin doğal halidir.
“Sadece çiçeğin ilkbahar goncalarına veyahut bulutsuz açık havadaki aya mı bakmalıyız?” Güzellik sadece neşeli, yüksek sesli ya da aşikâr olanda değildir.