Gece, odanın köşelerine ağır bir sessizlik bırakıyor. Pencerenin buğulu camından dışarıya baktığımda, sokak lambasının solgun ışığı yağmur damlalarında titreyerek kayboluyor. Kahvenin kokusu hâlâ odada, ama artık sıcak değil; dudaklarımda kalan tat, geçmişin buruk hatıraları gibi soğuk ve keskin.
Eski Latin şairi Horatius, kendi eserlerinden birine şöyle hitap eder: “Haydi, git; halkın içine karış; artık, sen, benim malım değilsin!..” Her yazar, sanatçı, kendi eserine aynı şeyi söyleyebilir.
Dünyadan elini eteğini çekmiş bir kimse için Anadolu’nun bu ücra köşesinden daha uygun neresi olabilir? Ben, burada diri diri, bir mezara gömülmüş gibiyim.