nisce

Puan vermedi·250 syf.··
2019 35. kitabı
- SPOİLER- Hasan Ali Toptaş tarafından kaleme alınmış “Kuşlar Yasına Gider” adlı kitabın içeriğine baktığımızda, kitap temelde baba ile oğlu arasındaki ilişkiyi baz alarak hikayesini okura sunuyor. Denizli’de doğmuş olan yazar, şimdi ise eşi Seher Hanım ve kızı Ayperi ile Ankara’da yaşamaktadır. Yazarın babası Aziz Bey uzun bir süre minibüs şoförlüğü yapmıştır. Sonra da tır şoförlüğü yapmaya başlamıştır ancak bir trafik kazası sonucunda bacağını kaybetmiştir. Babası bacağı için çeşitli tedaviler görmüştür ve bir gün bacağına derman aramak için Ankara’ya gitmeye karar vermiştir. Yazar, babası Aziz Bey’i tedaviye götürüp getirmektedir. Babasının tedavisi bitene kadar da babasını hastanede beklemektedir. Ancak babası Aziz Bey, yazara tedavi bitene kadar beklemesine gerek olmadığını söyler. Yazar da babasının tedavisi bitene kadar dışarı çıkar, döndüğünde ise babasını tedavi merkezinde bulamaz, görevlilere sorduğunda babasının çıktığını öğrenir. Yazar babasını yana yakıla her yer de arar ancak kendisini bulamaz. Birden yazarın telefonu çalar, arayan babası Aziz Bey’dir. Yazar da babası Aziz Beyi bulunduğu yerden almak için yola çıkar. Yazar babasını bulduğunda babasının üstü başı çamur içindedir. Babası da havuza düştüğünü ve kimsenin ona yardım etmediğini ağlayarak anlatır. Babası yaşadığı bu olaydan sonra tedavisini yarım bırakır, yazar da babasını Denizli’ye götürür. Yazar babasının tedavileri için Denizli ve Ankara arasında hep gidip gelmektedir. Yazar Denizli’ye gittiğinde yolda onu, acı acı kişneyen beyaz bir at takip eder. Yazar da bunu ailesiyle paylaşır ve dayısı da o atın “ecel atı” olduğunu belirtir. Yazar birgün Denizli’deki evinin balkonundayken beyaz gömlekli bir çocuk görür, ne zaman annesine bu çocuğun kim olacağını soracak olsa çocuk ortalıktan kaybolur.
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Japon Sarayı
9/10
·99 syf.··
2019 3. kitabı
Japon Sarayı, Brezilyalı yazar José Mauro de Vasconcelos’un eseridir. Yazarın hayatını araştırdığımızda yoksullukla karşılaşırız. Yazar yaşamını devam ettirebilmek için çeşitli işlerde çalışmıştır ve bu çalıştığı işlerde gözlemlediği insanlar sayesinde eserlerine kaynak oluşturmuştur. Japon Sarayı’ndaki ana karakter olan Pedro da yoksuldur. Hatta yemek buldukça karnını doyurabilir, diğer günler ise açtır. Yazarın bir diğer eseri olan Şeker Portakalı’na baktığımızda da Zeze’nin ailesi ve dönemin toplumunun yoksulluğu gözler önündedir. Kitabın konusuna baktığımızda ressam Pedro’nun hayatı, onun hayal gücü sayesinde değişir. Hayal gücünün sınırsızlığı durumu Şeker Portakal’ında da vardır. Hayal gücü yazarın eserlerine kaynaklık eden temel bir unsur olmuştur. Japon Sarayı, rahatlıkla okunabilecek bir kitap çünkü kitap akıcı bir dile sahip ve okuyucuyu sıkan bir anlatımı da yok. Kitapta çeşitli söz sanatlarından yararlanılıp betimlemeler yapılmıştır. Bu betimlemeler şiirsel bir dille kaleme alınmış olup okudukça sanki bir şiir kitabı okuyormuş gibi bir tat verir. Yazar, Japon Sarayı adlı kitabında metinlerarasılık kuramından yararlanmıştır. Küçük Prens kitabındaki küçük prens José Mauro de Vasconcelos’un üslubuyla küçük Japon prens Tetsuo olarak karşımıza çıkmaktadır. Kitap masal ile büyülü gerçekçilik arasında gidip gelmektedir. Okuyucu olarak kendimizi bir acımasız gerçek dünyada bir de Pedro’nun hayal dünyasında buluruz. Kitabın büyülü gerçekçilik esaslarına göre yazılması çocukların somut dünyadan çıkıp soyut olana yol alabilmeleri, soyut olanı düşünebilmeleri açısından gayet verimlidir. Kitabın bu kadar olumlu yanlarına rağmen olumsuz yanları da mevcuttur. Çünkü kitaptaki Pedro karakteri sigara ve içki içmektedir. Kitabın tür olarak çocuk kitabı olması ve böyle bir
Japon SarayıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Çocuk Yayınları · 2022397 okunma