Hellooo
Nasılsınız bakalım? Size sıfır beklentiyle başladığım ama çokça beğendiğim bir kitap getirdim.
Kitap 16. Yüzyılın Madrid'in de fantastik bir dünyada, büyülerin, ölümsüzlerin, kralların, enrikaların ve güç savaşlarının geçtiği bir dünyayı konu alıyor.
Kadın karakterimiz Luzia, hizmetçilik yaparak yaşamını sürdürüyor. Herkes gibi onunda hayalleri ve hırsları var. Bu uğurda sivri dilini de kimseden esirgemiyor. Yaptığı minik sihirler yaşamını bir nebze kolaylaştırsa da İspanyol Engizisyonu nedeniyle geçmişini ve sihirlerini gizlemek zorunda.
Ta ki ev sahibi Valentina'ya yakalanana kadar!
Valentina ve eşi Luzia'nın güçlerini kullanarak kraliyet sarayına girmekte kararlı.
Kralın huzuruna çıkmak için Luzia'yı sihirlerin konuştuğu bir yarışmaya sokarlar. Rakipleri epey zorlu olsada onu bu yarışmaya hazırlayan kişi canımız ciğerimiz, özgürlük hasretiyle yanıp tutuşan ölümsüzümüz Guillén Barcelo Villalbas de Canales Santángel'den başkası değil
Santângel inanılmaz bir geçmişe sahip. Anlattığı hikayeyi üzülürek okudum. Hırs bir insanı nasıl kör edebilir acıta acıta okutuyor bize. Luzia'nın bu yarışmayı kazanması için sağlam nedenleri var. Ama tabii evdeki hesap çarşıya uymuyor.
İsterdim ki yazar Santangel hakkında daha detaylı şeyler yazsın ama nerde! Halbuki muazzam bir potansiyele sahipti, keşfedilebilecek çok fazla geçmişi vardı ama yazar ağzımıza bir parmak bal çalıp bıraktı.
Yinede onun olduğu her sayfa çok anlamlı ve güzeldi.
Hikayeyi Luzia, Santangel, Valentine ve teyzesi Hualit'in bakış açılarıyla okumak ayrı bir keyif verdi.
Yazmadan geçmek istemem, maalesef bu kitapta da Lbgt var! Neyseki öyle çok fazla detay yok da üstün körü okuyup geçebiliyor insan.
Kitap tek kitap olunca daha da bir sevdim.