'Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!'
'Peki sen ne görüyorsun bakalım?'
'İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan.'
Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz sarıl bana dedikten sonra, sarılmanın ne anlamı kalır!
Atladığı eşiğin arkasında hesaplar o kadar farklıydı ki şayet şu geceden kurtulabilir, sabaha varabilirse, güneşi görebilirse tekrar, ruhunun da bedeninin de 'taşıyamam' zannettiği her şeyi taşıyabileceğini anladı. Hiç utanmadı. Önünde yeni bir yazgının uzanabileceği düşüncesi bir ümit olarak karşısına dikildiğinde, insanın özünde bir koridor açılmışsa eğer, ruhun da bedenin de kendisini ne kadar çabuk onarabildiğine hayret etti sadece. Bu, hiç ummadığı bir duyguydu.