m

9/10
·108 syf.·
2025 1. kitabı
youtu.be/PXMP__jeJzM?si=... "Madem beni bırakıp gittin, yasla adımı bir mermere..." Eserin sonunda gözyaşlarımı tutamadım, yangın yerini terk edemediğim bir kitap oldu. Konusu, akıcılığı ve konuyu işleyiş biçimi sürükleyiciliği arttırıyor, bir solukta okunabilecek bir kitap. Açıkçası kitabın sonunu bu şekilde beklemiyordum ama sonra "Gerçek aşk kavuşamamaktır" sözü aklıma geldi. Talat Bey'in annesi ve babasının aşkı belkide bir istisnaydı. (ilk başta resmen Saliha Hanımı kıskanmıştım :)) okurken o kadar çok imrendim ki, birbirlerine verdikleri sözü ömür boyu bir not parçası üzerinde saklamaları, çok güzel bir evlilik geçirip, iyi bir evlat yetiştirmeleri beni düşündürdü. İnsan sevdiği ile olunca kusurları, eksiklikleri gözü görmüyor ve ortaya çok güzel bir şey çıkıyor. Sevenler kavuşunca ortalık şenlik oluyor. Yazar eserinde o döneme çok güzel atıfta bulunmuş. Kızların belirli bir yaşa kadar mektebe gönderilmesi, günümüze nazaran çok daha küçük yaşların evlilik yaşı olarak uygun görülmesi bahtlarının güzelliğini sadece iyi bir kocaya mal etmek oldukça dikkat çekici. Eserin başka bir bölümünde ise Fitnat'ın üvey babasının kızının iyiliğini düşündüğünden mütevellit onu eve kapatıyor gibi bir yaşam biçimi belirlemesi Fitnat'tan ziyade beni boğdu çünkü Fitnat bu durumları o kadar normal karşılıyor ki başka bir hayatı bilmediğinden elindekini olması gereken olarak kabul ediyordu. Dikkatimi çeken bir diğer husus erkeklerin yaşının kaç olduğunun hiçbir önemi olmaksızın kendisinden yaşça küçük kızları gelin alabiliyorlar ve evlenip boşanmaları hiç sorun olmuyor. Çünkü kızını gelin veren aile için damadın maddiyatı ve kıza neler sunabileceği önemlidir maalesef... Bazen birinin iyiliğini düşünürken bile ona kötü bir son hazırlıyor olabiliriz.
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,1bin okunma
Reklam
Galiba artık yaşamıyorum :)
8/10
·154 syf.·
2024 24. kitabı
Hüsnü Arkan dinlemeyi seven birisi olarak ilk keez onun yazdığı bir kitabı okudum. Okuduğum ilk kitabı olduğu için ondan dinlediğim ilk şarkıyı da buraya ekliyorum :) youtu.be/KPOhDzhGwtE?si=... Yazdığını bile bilmezdim, kitapla bir sahafta karşılaştım. İki yıl önce başlayıp yarım bırakmıştım sebebi kitaptan sıkılmam değil dünyevi meselelerin yoğunluğundan kaynaklıydı. Tekrar başa sarıp okudum ve sıkılmadım, kendimi başka bir boyutta hayal ettim. Nasıl, nerede, neden ve kim tarafından öldürüldüğünüzü bilmeden gözlerini açıyorsunuz başka bir hayata. Baş karakter Haldun ölümünün 6. Gününde anılarını yazmaya başlar ve okucuyla sürdürülen yolculuk bir nevi bu anılardır. Öldükten sonra da yiyebiliyorduk üstelik, ağlayabilir hatta bir kadını öpebiliyorduk, üretim olmamasına rağmen her şey tüketildiği halde yenileniyor ve ücretsiz olarak yararlanabiliyorsunuz istediğin eve geçip konaklayabilirsin. Bunlardan ziyade kitapta een çok dikkatimi çeken Hristiyan bir papazın öldükten sonra Müslüman olması, namaz kılması :) yer yer tanrının varlığının sorgulanması, tanrının affediciliği, hasta kişinin öldükten sonra bütün acılarının diğer hayatında yok olması, açıkçası bu konular kafamı karıştırdı yazarın vermek istediği bir mesaj mı vardı o kısmı tam olarak kavrayamadım. "Bugün, ölümümün kaçıncı günü olduğunu unuttum." "Öldükten sonra karşılaştığım insanlar, anılar evinde gezinmenin bir ölüye hiçbir yarar sağlamayacağını söyledilerse de onlara inanmadım. - Öldüm ve Tanrı burada da yok! Ne yapabilirim? - Galiba artık yaşamıyorum. - Şairin kelebeği gibi, düşümde kendimi bir ölü olarak mı görüyorum, yoksa uyandım da ölmeden önce yaşadıklarımın bir düş olduğunu mu fark ettim, bilemiyorum. - Ölüler yaşamaz! Hayatım boyunca kesinliğine güvendiğim biricik gerçek
Ölü Kelebeklerin DansıHüsnü Arkan · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2017547 okunma
Puan vermedi·70 syf.·
2023 7. kitabı
29.12.2022 Epey zaman olmuştu böyle bir kitapla hasbihal etmeyeli. O gözleri böyle mahzun bırakan satırlarla karşılaşmayalı. Oldukça hoşnut oldum, sevgi ile okudum. Bir anda yazmıyorum bu saklı defteri. Sayfaları her karıştırdığımda cümlelerin bütünlüğü ve sarsıcılığı çarpıyor yüzüme. Şiir okumayı, yazmayı sevdiğim için bu kitaba ayrı kapıldım. Hüzünler ülkesinin gel git akıllısı bir kızım... Beni etkileyen çok fazla kısım oldu, lakin aklımda, hücrelerimde ve dilimde unutamayacağım mısralar da oldu. Olmasaydı içimi sunmazdım size. Kelimeler yapboz parçaları gibi bütünleşiyor adeta bir resim beliriyor gözler önüne. Sen o anâ takılı kalıyorsun. Çiçeğe çiçek demek yetmez çünkü. Oldukça başarılı mı desem oldukça insancıl mı bilemiyorum. Deyim yerindeyse fena bir bulmaca bu. Ömrümde rast geldiğim ve vaktimi kıymetli kıldığı için minnettarım. Defterde kalmış, ekleyeyim dedim. #223228932 #223228932 #223128584 #191675704
Dünya LekesiSeyyidhan Kömürcü · Everest Yayınları · 20212,194 okunma
Puan vermedi·189 syf.·
2022 14. kitabı
Merhaba, Jessica Williys Akıl hastanesinde çalışmaktadır. Jerry Sanhurst adında bir nişanlısı vardır. Jessica'nın korkularını ve düşüncelerini çok iyi gözlemleyebildim. Daha iyi kavramama sebep olan durum ise paranormal olaylara ilgi duymam ve sürekli kapalı kapıların ardında bir şeylerin olduğunu sanıyor olmam. Gözlerimi her kapattığımda hayal gücüm sayesinde kendimi istemsizce korkutmalarım. Yazar bir yerde: "Hayal güçleri insanlara soğukkanlılıklarını kaybettiriyordu" diyor. Giderek daha da ürkek bir insana dönüşüyorsunuz. Bu kitabı yurtta yalnız başıma kaldığım bir dönemde okuyor olmam ne kadar sağlıklı bilinmez... Jessica'nın bir korkusu vardı. Bu korkunun sebebi Akıl hastanesin'de deli gömleği giymiş bir doktordu. Aynı zamanda ürkütücü bir hasta olan John Gloag'un ta kendisiydi. Onun ürkütücü bir planı vardı ve daha sonra uygulamaya koyulacaktı. Ölümden korkuyor ve sonsuza kadar yaşamak istiyordu. Hatta "İnsan kaderin gereği olarak gelecekte sınırlı olduğundan, ölümsüzlüğün sırrı ancak geçmişe dönmekte bulunur. Gerekli olan, geçmiş zamanın herhangi bir anına dönerek o andan itibaren yaşamaya başlamak ve ölüm yeniden yaklaştığında yine geçmişe dönmektir" diyor. Deneyler yaparak insanları kurban ediyor ve birçok insanın hayatını karartıyordu. Bir tarafta aşık bir delikanlı adam diğer tarafta kafayı sıyırmış deli bir katil. İkisi arasına sıkışmış Jessica da gerçek bir kurbandı, yaşayan bir ölü. Kitap bi yere kadar oldukça akıcıydı ve merak uyandırıcıydı ama bi yerde heyecanım kesildi ve durağanlaştım. Sonu beni tatmin etmedi gibi sanki hâlâ emin değilim. Devamı da olabilirmiş gibi geldiğinden belki de. Okumak isteyenler okuyabilir.
SusSara Becker · Kalipso Yayınları · 2012411 okunma
Puan vermedi·128 syf.·
2022 13. kitabı
Sımsıcak bir şey hissettim okurken Armut ve Kramponda çocukluğuma gittim diyebilirim yokuş aşağı olan sokakta alt sokağa açılan tarafta kaleci olduğum ve erkeklerin attığı topu yakalamakta ne kadar zorlandığım ve kaçan topun arkasından paldır küldür koşmalarım. Okurken güldürdü ve eğlendirdi. Yeri geldiğinde bazı bilinçleri uyandırmak ve tevafukla dolmak vardı. Zaman zaman güldürerek ders çıkarmak ve ona göre güzel davranışlarda bulunma öğretisi göze çarpıyor. Yazarın dili eğlenceli ve zekası kıvrak geldi bana. Hayatta olmaz diye bir şey yok bunu da gösterdi bazen. Bir bölümde haramdan uzak durarak çok güzel şeyleri ve arzu edilen hayalinde, gerçekleştirilebileceğine delalet ediliyor. Bir şeyleri tam olarak yapamasak da yapmaya çalışırken verdiğin çabanın güzelliği ile mükafatlandırılacağını ve güzel niyetin güzel yollara götüreceğini söylüyor başka bir bölümde. Bir rahibin türk gençlerden kur'an-ı kerim okumalarını istemesi ve onların şaşkın bakışları altındaki mahçubiyetleri beni oldukça düşündürdü ve bu hikayenin kurgu değil, gerçekte yaşanmış bir olaydan baz alınarak yazılması daha da dikkatimi çekti. Yolunacak kaz hikayesi beni çok güldürdü :) ilk başta bazı yerleri anlamamıştım, sonra öylece kalakaldım. Kitabın arka yüzünde "iyimser hikayeler kitabı" da diyebileceğimiz türden bi eser diyor. Aynen öyle gerçekten, severek okudum. Tavsiye ederim.
Dönüş YoluSalih Dördüncü · Sütun Yayınları · 201443 okunma
Reklam