m

m
@hemmsayee
bir sabah güneşiyle unut gitsin beni
Milyon Kere Ayten
Ben bir Aytendir tutturmuşum oh ne iyi Aytenli içkiler içip sarhoş oluyorum, ne güzel! Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin, Biraz Ayten sürüyorum, güzelleşiyor. Şarkılar söylüyorum, Şiirler yazıyorum Ayten üstüne. Saatim her zaman Aytene beş var Ya da Ayteni beş geçiyor. Ne yana baksam gördüğüm o, Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor. Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz, Günlerden Aytenertesidir. Odur gün gün beni yaşatan. Onun kokusu sarmıştır sokakları, Onun gözleridir şafakta gördüğüm Akşam kızıllığında onun dudakları. Başka kadını övmeyin yanımda, gücenirim. Ayteni övecekseniz ne alâ, oturabilirsiniz. Bir kadeh de sizinle içeriz, Aytenli İki laf ederiz. Onu siz de seversiniz benim gibi. Ama yağma yok Ayteni size bırakmam. Alın tek kat elbisemi size vereyim, Cebimde bir on liram var Onu da alın gerekirse. Ben Ayteni düşünürüm, üşümem. Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar.
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yüce Allah, birinci Ad'ı, yani Hûd aleyhisselâmın kavmini helâk ettikten sonra, onların ardından Semûd kavmini yeryüzüne hâkim kılmıştı. Yüce Allah, Semûd kavmini, uzun ömürlü yaratmıştı.
gözlerini seyre dursun bu gözlerim kurdum saatleri senli günlere konsun bir kuş gibi yüreğime açsın yaprakları baharımın dursun yağmurları artık güneşi doğsun buz gibi bedenime ...
Orada, uzanabileceğim kadar yakında duran hayata elimi uzattığımda, sisler içinde kalıp görünmez olan elim, cümleler bittiğinde sahibi de olmayacak onların ve elim kendime değecek onca uzatmışken bile, oradaki ateş bir kez daha yakacak beni, insan kendi kendisinin celladı mıdır yani, bunu mu diyorsunuz bana, yeniden sevmek zor diye kimse bana bir şey söylemedi, o halde anılarımdan başlarım ben de sevmeye, önce kendi boynuma sarılırım, her zaman olduğu gibi yine kendime kızarım sonra, başka kime kızabilirim ki, belki de ölüme en yakın yerdedir hayat, kim bilebilir ki, denemeden kim bilebilir, şöyle bir değip geçmeden ölüme, o ateşin küllerinden yeni bir ben doğabilir mi, bunu düşününce kalbimde başlayan metcezirler hayatın metcezirlerine uyacak mı bakalım, ağzım kurumasa bu kadar yorulmayacağım belki, bu uyku böylesine sarmalamayacak, yorgunluğum kendine su deniz gibi kocaman bir boşluk aramayacak, ben aramayacağım, neyi arayacağımı bilmiyorum.
"Nasipsizlik nasıl bir şey bilir misin? Evin Kabe'ye en yakın ev, ama adın; Ebu Cehil! "