Muhammed Lütfi Efendi, yine yazdığı bir şiirle Hulusi Beye şöyle hitap ediyordu:
"Gülbini tevhidde goca-i hemrâh Hulusi Efendi kardaş!
Nur-u tevhid ile dilde dilârâ bir Haknümâ zata olmuşsun yoldaş
Tuttuğun dâmeni elden bırakma...
...
Hüdâ dostlarını dâim belâya mübtelâ eyler
Belânın âhiri baldır hayat-ı ebedî cânâ
Belâ ile bulan buldu, velâyı her dü âlemde."
* HEMRAH
Yoldaş, aynı yolu yürüyen, sevgili, dost anlamında kullanılır. Farsça hem "-daş" ve rah "yol" sözcüklerinden oluşmuştur. Bir görüşe göre Emrah ve Emre isimleri de buradandır. Bu yüzden gezgin bir derviş olan Yunus'a Emre denir. Emre, Emrah'ın eşdeğeridir ve hemrahtan gelir.
HEMRAH & HAMRAH & EMRAH & EMRE...
Padişahın devletinde cehd edip
Eyledim her köşeden naks u nigâr
Hem seri vü hem latîyf u bi-bedel
Az olur anı bilür üstâd-ı kår
İlâhî binbir adın hürmetiyçün
Habibin Mustâfänın izzetiyçün
Ziyâd et Padişahın devletini
Adûya fırsatını nusretini
Bana tevfikıni hemrâh ü yâr et
Esâsın bu binanın üstüvâr et
Değişmeyen tek şey yürümek.
Gitmek sonra,
Kalmanın sancısına dayanamaması hiçbir kalbin.
Yolumuz hep çiçekli olmayacak biliyorum.
Hem zaten biz yürümeyi seviyoruz, yolun kendisini seviyoruz sonra.
Hemrah bulamazsak kalbimizi yoldaş eyleriz yanımıza olmaz mı?