Puan vermedi
Yaşamak ’ta: İhtiyar, Öküzü Fugui’ye tarlayı sürerken nispetle farklı öküzlerin daha iyi çalıştığını söyler. Çünkü tek başına tarlayı sürdüğünü anlarsa üzülür, gücü azalır. Yanında başkaları var sanınca daha çok çalışır. Bizler de öyle değil miyiz? Yalnızlığımızı gizlemek için kulağımıza hep daha iyilerinin isimleri fısıldanır. Hayat, bize başkalarının daha iyisini hatırlatarak yalnızlığımızı örten bir tarla. Biz, başkalarının isimleriyle kandırılan bezgin Fugui.
1000Kitap
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,8bin okunma
10/10
·224 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 22:06
Binlerce mavi öyle naif öyle ruha dokunan bir kitap ki her sayfasında kendimden bir parça buluyor gibi hissettim ve bu beni çok etkiledi.Yaşama şansı %0 olan bir kadının tam hayattan vazgeçmişken onun yerine her şeye sakinlikle yaklaşan bir itfayecinin pes etmeyip hızlı müdahalesiyle bu oran önce %10 a daha sonra %90 a fırladı.Bokyung hem hayata tutundu hem de tutunacak dalını,hayat arkadaşını böylelikle bulmuştu.Hayallerinde oyuncu olmak varken o kızı için hayallerinden vazgeçti.Aile herşeydi,bunun farkındaydı. Öte yandan Eunhye insanların ona tekerlekli sandalyede yardımcı olmalarını dikkat et taş var,takılıp düşme gibi yardımlarıyla içten içe kendisine acındığının farkındaydı.Teknoloji bu kadar ilerlemişken nasıl onun için merdiven çıkmasına yardımcı olacak,engelleri aşmasını sağlayacak bir araç,bir yöntem bulunamazdı,anlamıyordu.’Normal’insanların kendisine sözde yardımları onu derinden sarsıyordu.Yeonjae ise kendisinin babasına benzetilmesi ve ailesine kendisine bakıldıkça acı verdiğinin farkındaydı.Koliyi bulduğu gün,onun gökyüzü ile ilgili anlattıkları içinde yeniden bir kıpırtı bir merak uyandırmıştı ve samimiyeti,normal insanlardan daha gerçek olmayı koli ile birlikte öğrendi.Evet duyguları olmayan sadece titreşimlerden duyguları hissedebilen bir robot ona bu yolda çok yardımcı olmuştu.Ve Today,o ise hızlı koşarken o kadar mutlu ki,ona yavaş koşmayı öğrettiklerinde bile hızlı koşmak istiyordu,tüm acılarına rağmen.Yazarın da sürekli söylediği gibi “Ara sıra durması sorun değil.Yaşayanların zamanı hep ilerler,belki de böylesi daha iyi.Çok hızlı koşarsan her şeyi kaçırırsın.Belki de hepimizin yavaş koşmayı öğrenmeye ihtiyacı vardı.”Biz sanıyoruz ki çok hızlı koşarsak çok yol katedebilirsek hayattan maksimum verimi alırız.Oysaki hayat öyle değil ki,zaman akıp
Binlerce MaviCheon Seon-Ran · Yuzu Kitap · 2025729 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Şu hissi bilirsiniz. Çok iyi bir kitaba denk geldiğinizi kitabım bir yerinde aniden anlarsınız. Heyecanlanırsınız. Hem bir an önce sonunu okumak istersiniz hem de hiç bitmesin dersiniz. Son sayfayı çevirdiğinizde içinizde bir kule yıkılır, tıkanık bir boru açılır ya da kayboldu dediğiniz şeyler aniden ortalığa saçılır. Öyle bir kitap. İskandinavlar bir hissi ellerine alıp yol boyu ucunu sivriltiyor ve tam zamanı geldiğinde kalbin en derinine saplıyor. Siz de bundan kaçış olmadığını biliyorsunuz onlar da. Sessizce bekliyorsunuz. Yazar da bekliyor. Yine sessizce ve hiç telaşa kapılmadan. Metin çok akıcı. Yer yer bir polisiye gibi meraklandırıyor, gerçeği, geçmişte ve bugünde neler olduğunu öğrenmek istiyorsunuz. Bir insanın kendi çocukluğuna telefon edebilmesi kadar güzel bir fikir gelmiş bir kez yazarın aklına. Bu fikri çok güzel kurguluyor. Okulda yaşadıklarıyla paralel ilerletmesi de ayrıca çok olgun bir yazarlık hilesi. Olaylar birbirine geçiyor ama karışmıyor. Hisler birbirine dolanıyor ama ağırlık merkezi şaşmıyor. Metnin ağırlık merkezinde o mahzun, ince uzun bacaklı, sabahları erkenden kalkıp evin sessizliğinde yalnız başına oturan ve annesiyle hesaplaşmaya çalışan o küçük çocuk var. Hele bir de küçük bir oğlan çocuğunun annesiyseniz okuması biraz zor, kabul. Bana insanların içlerindeki hatırlamadıkları ama bir şekilde asla unutmadıkları o derin ve kırgın anların ne çok ve ne beklenmedik olduğunu bir kez daha hatırlattı. Anneler lütfen çocuklarınızı sevin. Sevildiğinden ve hep sevileceğinden emin olmak bütün çocukların hakkı.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,596 okunma
8/10
·896 syf.··
2026 18. kitabı
4. kitabın incelemesi uzun özetin ardından değerlendirme şeklinde olacak. Bu sefer de böyle olsun istedim zira ilk tek cümlelik bir girizgah yapamayacak kadar yorgunum. Bitirmek 1 aya yakın zamanımı aldı ve özet için not almak, cümleleri kafamda toparlamak, yazım yanlışı ve anlatım bozukluğu yapmadan bir yazı hazırlamak da haliyle zaman alıcı ve yorucu oldu. Açılış sahnesi gelecekten bazı şeyleri görme yeteneği olan yeni kabul edilmiş olan, tam adının Elmindreda olduğunu öğrendiğimiz aes sedai Min'in TarValon'a gelip Amyrlin ile görüşmek istemesiyle başlar. Sheriam Amyrlin'in meşgul olduğunu söyleyip izin vermese de Sahra adlı genç aes sedai ona yardımcı olur. Min Amyrlin'e yani Siuan Sanche'ye gördüklerini anlatır. Kötü şeyler görmüştür. TarValon da bir savaş olacağını, ölü aes sedai ve muhafızlar gördüğünü söyler. Bununla eş zamanlı olarak Beyazpelerinlilerin lordu Byar'ın Andor'da Karanlıkdostu avı devam etmektedir. Yeni karakter gibi görünen esasında Padan Fain'İn ta kendisi olan Ordeith ekibi sürekli kışkırtıp nefret yaymaktadır. Tenekeciler, yani Tuathanlar yani şiddet karşıtı gruptan 3 kişi kayıptır ve Ordeith tamamının öldürülmesi yönünde manipülasyon yapmaktadır. Bornhald'ın Perrin'e olan nefreti devam etmektedir ve babasının ölümünden onu sorumlu tutup intikam planları yapmaktadır. Yine eş zamanlı olarak Aryth okyanusu kıyısında 2.kitaptan tanıdığımız Seanchan grubu ile karşılaşırız. Yüksek leydi Suroth Sul'damlara Rand'ın nerede olduğunu, gücü nasıl yönlendirdiği sorar ama yakalarsa onu imparatoriçeye götürüp götürmeyeceğini kendisi de bilmemektedir. İşler biraz game of thrones'a dönmektedir. Bu kısa sahneden sonra kendilerinden bir daha haber alamayız. Bakalım kaçıncı kitapta karşımıza çıkacaklar. Ekip bıraktığımız yerde Taş'tadır. Perrin'le Faile odada
Gölge YükseliyorRobert Jordan · İthaki Yayınları · 20211,048 okunma
Tarlakuşuydu Juliet
Puan vermedi
Öncelikle kitabı henüz bitirmiş değilim. Ama bana yeni aydınlanmalar yaşatan bu kitabın öyle bir noktasına geldim ki "işte bir işaret!" dedim. :D Halbuki kitap işaretleri, mistisizmi reddedip bilimsel bir bakış açısından aşkın tanımını kabule ikna ediyordu. Kitap bu noktaya kadar aşkı daha önce üzerine kafa yormadığım ve muhtemelen çoğu insanın da üzerine uzun uzun düşünmeyeceği bir açıdan ele alıyor ilk sayfalarda. Kitaba göre hepimizin çocukluktan gelen romantik imgeleri var. Ve bunları aileden ya da yakından gördüğümüz ilişkilerden öğrendik. Onlar gibi olmak yada tam tersi. Yıllar içinde kendi imgelerimizi ve beklentilerimizi oluşturduk. Sonra bu imgelere uygun olduğunu düşüdüğümüz biriyle karşılaştık. Alın size aşk :D Belki bir görünüştü imgelemimiz, belki de bir gülüş, bir ses, bir koku, duruş, düşünce tarzı... Öyle yaşatmışız ki içimizde; "Seni yıllardır tanıyor gibiyim." Bu cümle bize mistik bir düşünce kapısı açıyor. Halbuki bizim aşk süzgecimiz, hayalimiz buydu zaten. Görmeden yaşattık. Sonra bulduk... Oldu ya bu kişiyle romantik bir ilişki ve evlilik yoluna girdik. Bu aşamada mutlu olmak ve elbette mutsuz olmak riski yarı yarıya. Masallar da zaten risk almayıp bu noktada bitiyor. :)) Leyla ile Mecnun kavuşsaydı, gene öyle severler miydi birbirlerini, diye düşünmüşsünüzdür belki. Yıllar önce bir tiyatro izlemiştim. "Tarla Kuşuydu, Juliet" Lise yıllarımda ailecek gittiğimiz ilk tiyatro gösterimiydi bu. Kitabı okurken hep aklıma bu tiyatro geldi. Ve 3. bölüm de bu tiyatro alıntısıyla başlayınca hala romantik imgelemlerimin oluşmakta olduğu yıllara doğru bir seyahate çıktım. Ve neden bilmiyorum aşkın bu tarifi hoşuma gitti. Galiba sürekli mistik bir şeyler arıyordum aşk denince. Herkesten farklı, kimsenin hissetmediği, kutsal, çok kutsal bir şey. Evet hala
1000Kitap
Çiftlerde TükenmişlikAyala Malach Pines · İletişim Yayınevi · 201750 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 152. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere sevgili canım yazar @seydabozkurtofficial kaleminden Külce adlı şiir kitabıyla geldim. Külce isminden de anlaşıldığı gibi okurken yanıp kül olacağız... " Çocukluğumda, bir rüzgarda saçlarımı savurmuştu bu şarkı... Sabahın cüretkarlığını da onunla tanımıştım... " Bazı kitaplar okunur ve biter. Bazıları ise insanın kalbinde yaşamaya devam eder. Benim için bu şiir kitabı da tam olarak böyle bir eser. Her sayfasında kendimden bir parça bulduğum, kimi zaman hüzünlendiğim, kimi zaman umutla dolduğum satırlar vardı. Şiirlerin her biri sanki kalbin en sessiz köşelerine dokunuyor. Yazarın kelimeleri öyle içten ve öyle samimi ki, okurken yalnız olmadığınızı hissediyorsunuz. Özlemi, sevgiyi, kırgınlığı ve umudu öyle güzel anlatıyor ki bazı dizeler uzun süre zihninizden çıkmıyor. Bu kitabı sevme nedenim sadece güzel şiirlerden oluşması değil, bana hissettirdikleri. Bazen bir şiirde geçmişimi buldum, bazen de geleceğe dair umutlarımı. Her okuyuşumda farklı bir anlam keşfettim ve her seferinde aynı duyguyla son sayfayı kapattım. Hayranlık... Eğer kalbinize dokunacak, sizi düşüncelere sürükleyecek ve duygularınızı kelimelerde bulmanızı sağlayacak bir şiir kitabı arıyorsanız, bu eser kesinlikle okunmayı hak ediyor. Çünkü bazı şiirler sadece okunmaz, hissedilir. Anladım ki Anladım ki Bütün çığlıklarımı heybemde taşıdım ben, Yer Gök duyduğu haykırışlarım, Ama insanoğlunun kulağı bile çınlamadı. Anladım ki Duvarlarımı olmazlarla örmüşüm, Tek tek, ağır ağır koymuşum tuğlaları, Her yarama bir tuğla eklemişim. Anladım ki Hilal bile gece de kendine kırdın, Karanlıkla gündüz birbirine karışıyor,
KülceŞeyda Bozkurt · Parana Yayınları · 202617 okunma