Biz hep normal olmayan insanı tarif etmeye kalkar ve bu yönden bir tedavi şekli bulmaya çalışırız. Ya normal olanı tarif et deseler ne yaparız?.. O zaman, karşımıza, taş gibi, odun gibi, hissiz ve şuursuz bir şey çıkmaz mı?
"Ruh doktoru" denilen insanları, ne kadar anlayışlı ve şefkatli olurlarsa olsunlar, fezada en uzak yıldızın ikliminden bahsetmeye kalkışan müneccimlere benzetiyor.
Ağlamak, pek bildiği ve sık sık denediği bir şey değil...
Gözyaşı onun ruh kuyusunun derinlerinde ve yukarı çekilmesi çok zor...
Hele bazılarının musluk açarcasına, olur olmaz, salıverdiği yaşlar onca çirkin.. Onca her şey, herkesin ağladığı vaziyetlerde fikir dehşetinden ibarettir; dehşetse dondurur, ağlatmaz.