esrasoydann

Puan vermedi·91 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2021 17:23
"Anlamaktan Yoruldum" Bu kitabı okumaya başlığını görünce karar vermiştim. Hangi okuyucu sayesinde oldu bilmiyorum ama yine de beni bu kitapla karşılaştırdığı için teşekkür ederim. :) Yaşadığımız ya da yaşamaya çalıştığımız hayat, içerisinde çok fazla 'anlam' barındırıyor. Anlamak, anlayabilmek, anlatamamak, anlamaktan yorulmak sonunda belki de pes etmek, anlamak istememek, duymazlıktan gelmek, hissizleşmek... Son evreye varmadan bir yerlerde durmak lazım. Aslında hangi durak en iyisi şu an bilemiyorum. Ama bu kitaba denk geldiğimde ben de anlamaktan yorulmuşum ki okuma ihtiyacı hissettim. Kitabı okurken Pessoa'nın kimi yerlerde son evreye kadar geldiğini fark edebiliyorsunuz. Kitabın yapısından bahsedecek olursam kitap aforizmalardan yani özdeyişlerden meydana geliyor. İç düzeni şu şekilde; • hizliresim.com/abwrbdvhizliresim.com/7dfxeje İlk sayfalarda tek tek cümleler olması açıkçası beğendiğim yönlerinden biri değil. Tek bir cümle ele alındığı için başı sonu var mı, ne anlatmak istiyor acaba diye düşündüğüm yerler oldu. Tabi hepsi bu şekilde değil. Ama uzun paragraf okumak her zaman ayrı bir tat veriyor. Kitap ilerledikçe de bunu görebiliyoruz. Anlatmak istediği düşünceyi net bir şekilde anlayabildiğim için uzun paragraf kısımları daha çok hoşuma gitti. Hatta kitabın son kısımlarını okurken Pessoa ile sohbet ediyormuşum gibi hissettim ya da Pessoa'nın günlüğünü okuyormuşum gibi. Güzel bir histi yani :) Konu bakımından insanlardan, düşüncelerden, hayallerden, var olmaktan vb. konulardan bahsediyor. Başlıktan da anlaşılacağı üzere karamsarlık duygusunun yoğun olduğu bir kitap. Böyle bir beklenti içinde olduğum için beni rahatsız etmedi. Ama bu tarz kitap okumayı sevmeyenler için rahatsız edici olabilir. Kitabın başka
1000Kitap
Anlamaktan YoruldumFernando Pessoa · Zeplin Kitap · 20222,089 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
~Yılın son kitabı ve son incelemesi
10/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2020 85. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2020 21:51
"Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu" Sadako, Japonya'da yaşamış küçük bir kız. Hiroşima'ya atom bombası atıldığı zaman Sadako da orada ve radyasyondan etkilenenlerden biri. Yıllar sonra lösemi hastası oluyor bu yüzden. Hayat dolu, umut dolu bir kız. Hastalığa yakalandıktan sonra da bu özelliğinden asla vazgeçmiyor. En yakın arkadaşı ona bir gün kağıttan bir turna kuşu getiriyor. Ve eğer hasta kişi bu turna kuşundan bin tane yaparsa sağlığına kavuşacağını söylüyor. Sadako da turna kuşları yapmaya başlıyor. Okuduktan sonra turna kuşları bine ulaşmış mı siz görürsünüz artık. Ben kitabın anlatımından bahsedeyim biraz da. Gerçek bir yaşam öyküsü olması zaten sizi okumadan önce kitaba çekiyor. Anlatımı çok akıcı, okurken sanki böyle ellerimden kayıp gitti de tutamadım hikayeyi. Kısacık bir hikaye ama anlatılan duygular içime işledi. Hiç planımda olmayan bir okuma oldu ve biraz da hatıra kalsın diye bu incelemeyi yazdım. Yeni yılda güzel kitaplar okumak dileğiyle.. İyi okumalar :)
1000Kitap
Sadako ve Kağıttan Bin Turna KuşuEleanor Coerr · Beyaz Balina Yayınları · 202113,3bin okunma
Duânız olmasa ne ehemmiyetiniz var?
Puan vermedi·165 syf.··
Beğendi
·
2020 79. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2020 15:14
Öncelikle kendi adıma sonra da birçok kişi adına konuşacak olursam dua etme konusunda çok fazla eksiğimiz var diyebilirim. Daha çok sıkıntı anında duaya dört elle sarılıyoruz. Sıkıntı içinde olsak da olmasak da dua etmemiz gerekir. Çünkü dua kulun Allah'la olan iletişimini sağlar. Aynı zamanda dua ilahi bir emirdir. Araf suresi 55. ayette "Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin." buyurulur. Bu yüzden benim düşüncem dua ibadetinin hayatımızın belli anlarını değil tüm zamanlarını kapsaması gerektiği. Kitaptan bahsedecek olursam başlığından da anlaşılacağı üzere dua bilinci oluşturmak için yazılmış. Kitabın nerdeyse yarısına kadar bana bir şey kattığını söyleyemem ama tabi ki bu olumsuz gördüğüm bir yön değil. Herhangi bir şey katmasa da bildiklerimi hatırlatması bile benim için yeterli oldu. Hele şu dönemlerde bazı bilgileri fazlasıyla hatırlamaya ihtiyacımız varken ilaç gibi geldi. Duanın ne demek olduğu ne demek olmadığı, dua ederken hangi usulle dua edilmesi gerektiği, esma'ül hüsna'nın duadaki önemi, duanın çeşitleri gibi birçok alt başlık hadisler ve ayetlerle örneklendirilerek açıklayıcı bir şekilde anlatılmış. Daha çok hoşuma giden kısmı Kur'an'da geçen, peygamberlerin ettiği duaların da kitapta yer alması. Bu sebeble kitabı okuduktan sonra da tekrar açıp içindeki birçok duadan faydalanabilirsiniz. Bu kitabı bir arkadaşım uzun zaman önce hediye etmişti. Çok kere niyetlendim ama şimdiye kısmetmiş. Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar..
Din
Dua BilinciGülşehla Türkmen · Genç Kitap Yayınevi · 201816 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
Beğendi
·
2020 73. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2020 22:16
Mihail Bulgakov ilk tanıştığım yazarlardan aynı zamanda meslektaşım :) Bu kitabında tıp fakültesinden dereceyle mezun taze bir doktorun hikayesini anlatıyor. İlk atanacağımız yer, karşılaşacağımız hastalar, öğrendiklerimizi ne kadar hayata geçirebildik, pratikte ne kadar iyiyiz bu ve bunun gibi birçok sorun bence doktor adaylarının aklını -dereceyle mezun olmuş olsalar bile- her zaman kurcalar, en azından benim öyle. Doktor Bomgard da aklındaki bu sorularla atandığı yere gidiyor. Tek doktor olması, tecrübesiz olması her hasta gelişinde onu korkutuyor. İlk hastasına ampütasyon* yapmak zorunda kalıyor. Küçük bir kıza trakeostomi* yapmak zorunda kalıyor. En çok korktuğu ters doğum ve fıtık. Kitabı okurken içimden tam diyordum ki bu kadar korkma başına gelecek ve tabi ki geldi... Ters doğum vakasıyla da karşılaştı. Ama şükür ki işin içinden iyi çıkabildi. Tabi doktorun işi sadece hastalığı tedavi etmek olsa kolay bir de hasta ve hasta yakınlarının garip davranışlarıyla uğraşıyor. Neredeyse 100 yıl önce de insanlar aynıymış. "Tedaviyi zorlaştıran insanlar" Biraz sonra ölecek kızının tedavisine izin vermeyenler, doktoru dinlemeyip ilacın hepsini birden yutanlar, kendisine verilen ilacı konu komşuya da dağıtanlar vs vs. Dikkatimi çeken bir şey daha var :) Şu bizim her hastalığa serum isteyen hastalardan burda da var ama onlar damla istiyorlar. Bir 100 yıl daha böyle gider, şüphem hiç yok. Anlatımından bahsedecek olursam kitabın dili çok sade, tıbbi terimler fazlaca değil ve oldukça akıcı. Mihail Bulgakov ile tanışmak için iyi bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar.. Ampütasyon: Çıkıntı biçimindeki bir organın tamamının ya da bir kısmının kesilip atılması. Trakeostomi: Nefes borusuna tıbbi amaçlarla gırtlak seviyesinin altından dışarı delik
Edebiyat
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2020 63. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2020 07:13
"Sadece Hasan Ali Toptaş okumak için bile Türkçe öğrenmeye değer. " Kitap kapağından bu söz. İlk okuduğum zaman gerçekten bu kadar etki mi bırakıyor içinde yazan cümleler diye düşündüm çünkü Hasan Ali Toptaş'la ilk defa tanışıcaktım. Evet bu kadar etki bırakıyor. Sırf bu cümleler için bile okumaya değer. Konusundan mı bahsetsem anlatımdaki o güzel cümlelerden mi bilmiyorum. Her ikisi de beni çok etkiledi. Konusundan bahsedeyim ilk. Bir aile var ve büyük bir dertle uğraşıyorlar. Bu dert tabi bir başka derti çekiyor. Gittikçe çığ gibi oluyor. Bu dert karşısında insanlar hiç de şaşırmadığımız o mide bulandırıcı tavırlarını sergilemekten çekinmiyorlar. Ne yardım eden var ne hal hatır soran ne çare arayan. Sadece seyrediyorlar. Seyretmekten öteye de gidiyorlar. Zevkle seyretmeye başlıyorlar. İnsanların acısından yarar sağlamaya başlıyorlar. Neden? Çünkü "kötülük gelip bize kötülük edinceye kadar iyidirler, başımızın üstünde yerleri vardır" diyorlar. Dediklerinin farkında değiller tabi hal diliyle gösteriyorlar bunu. Aslında bir araya gelseler yardım etmeyi düşünseler ama nerdeee... Bana dokunmayan yılan bin yaşasın cümlesini hayatının merkezine koymuş insanlardan ne beklenir. Hani bir söz vardır sen düşersen bir tekme de onlar vurur. Hah işte bu söz anlatılıyor. Okurken, ya gerçekten bu kadar olmaz diyebilirsiniz ama gerçek hayatın bu kitaptan farkı yok. Anlatımına gelecek olursam birkaç cümle yazayım siz o cümlelerin güzelliğinden anlarsınız zaten nasıl hoş bir dil kullanıldığını. ~"Kızım," dedi anne sütünden yapılmışa benzeyen sıcacık bir sesle.. ~Ot kokulu karanlığın içinde tıpır tıpır, ayak sesleriyle kayboldu gitti. ~..o bir eliyle sokak lambalarının sarı ışıklarına tutunarak yürürken ağrısı sızısı, gamı kasaveti olmayanlar uyudu.. ~ Dünyanın renkleri değişti
Edebiyat
Beni Kör KuyulardaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202011,4bin okunma