Senin için binlerce kez uçurtma yakalayabilirim."
Afganistan farklı halkların yüzyıllar boyunca bir arada yaşadığı çok katmanlı toplum yapısına sahip olan bir ülkedir. Çoğu zaman bu katmanlı yapıdaki etnik farklılıklar etnik çatışmalara dönüşmekte. Bunun temel nedeni bu halklar arasında adil bir güç ve kaynak paylaşımının hiçbir zaman kurulamamış olmasıdır. Eğitim,güvenlik,ekonomi ve temsil alanlarında süregelen bu eşitsizlikler bir arada adil bir şekilde yaşayamama sorununu da beraberinde getirmiştir.
Emir ve Hasan
Aynı ev ve iki farklı hayat... İki farklı etnik kökenin temsilcileri Emr ve Hasan. Emir toplumun kabul görülen kesiminde. Hasan ise toplumun dışladığı ve ötekileştirdiği kesimde.Emir hayata her ne kadar bir sıfır önde başlamış gözükse de daima Hasan'ın gölgesinde kaldığını hissetmektedir. Hasan ise tuhaf bir şekilde Emir'e sonsuz sevgi ve sadakatle bağlı bir dosttur. Dostlukları sarsıcı bir darbeyle yara alır birgün.Artık yollarının ayrım çizgisi keskin sınırlarla çizilmiştir. Sanki sonsuza dek ayrılmış gibi gözükseler de, geçmişin sancılı yükleri onları sessiz bir kader ortaklığında birbirine bağlamayı sürdürecektir.
Romanda eleştirdiğim kısım yazarın baş fail olan Amerika'yı, yaşanan yıkımın ve travmanın asli sorumlularından biri olarak ele almak yerine, adeta bir kurtarıcı, hatta vicdani bir figür olarak sunmasıdır. Sanırım Amerikan vatandaşı olması Amerika'nın çıkar politikalarını görmesine engel oluyor.
Farklı toplumların yapısını, kültürlerin derin katmanlarını ve insanın evrensel kırılganlığını tanıma imkânı sunan bu romanı okumanızı dilerim