Roman Prens Mişkin’in etrafında şekilleniyor. Herkesin budala dediği ama kitabın sonuna kadar benim en akıllı ve normal bulduğum bir karakter. Felsefi tarzda olaylara yaklaşımı, saf ve çocuksu heyecanıyla tam bir beyfendi aslında. Fakat kitabın sonunda yazar, bizi de ikna ediyor ‘budala’ olduğuna. Roman akıcı, ama diyaloglar gereksiz uzatılmış geldi bana, özellikle kitabın iptidasında olması başlarken sıkabilir sizi. Fakat karakterleri tanıdıkça olaylar örgüsü de hoşunuza gidiyor. Yalnız kitap boyunca ‘Ruslar ne yalaka insanlar ‘ demekten kendimi alamadım. Yazar karakterleri o kadar iyi işliyor ki artık zihinlerini okuyacak kıvama geliyorsunuz. Velhasıl keyifle okumalık bir kitap, tabi Arada Türklere atıfta bulunmaları, ve Sarıkamış’tan bahsetmeleri o dönemi bilenler için üzücü olabilir, ara ara milliyetçi damarım kabarmadı değil. Binaenaleyh kitap akıcı ve size bulunduğunuz anı unutturmak için güzel bir kitap.
Spoiler !!!
Ah zavallı prens kitabın sonundaki olayda korku ve merhametin birbirine karıştığı duyguları ile pürmelalini seyretmek ne acıydı. Ama ‘insan ne ederse kendi eder’ düsturuna binaen bu hale kendini getirmen de ayrı üzücü.