Yurttaşların kabusu olan sosyal statü ve özsaygı kaybının ve geleceğe duyulan güvensizliğin başlıca kaynağı, buğün olduğu gibi o zaman da, piyasa rekabetinin getirdiği olumsuz koşullardı.
Sosyal devlet meşruiyetini, yurttaşlardan sadakat ve itaatkârlık talebini, onları korumaya, ıskartaya çıkarılmaya, dışlanmaya ve reddedilmeye- bireysel yetersizlik ya da kazalardan ötürü "atık insan" kategorisine sokulmaya- karşı sigorta görevi görme, kaosun ve tesadüfiliğin pençesindeki hayatlara kesinlik ve emniyet getirme vaadinden ayrılıyordu.