"Masaldaki şeytanı alt eden yedinci kızın, hani şu kalbi olmayan kızın adı yok mu?" Kara Çoban, yüzünü göğe çevirerek bir şey arıyormuş gibi bakarken cevap verdi:
"Olmaz olur mu? Masalda da, gerçekte de kalbi olmayan bütün kızların adı Gökçen'dir!..."
Şeytan, varsak kızlarının güzelliğini kıskanarak onları baştan çıkarmağa karar vermiş. O zaman Varsak'ta hepsi birbirinden güzel 7 kız varmış. Şeytan, yakışıklı bir yiğit kılığına girerek aralarına sokulmuş. Elinde telleri gümüşten olan altın bir bağlama varmış. Öyle güzel çalıyormuş ki dinleyip de vurulmamak kaabil değilmiş. Her saz çalışta kızlara bir dizi inci veriyormuş. Bu inciler de büyülü imiş. Boynuna takan Şeytana aşık olurmuş. Kızlar birer birer gönül verip kendilerini öldürmüşler. Yedinci kıza bir şey olmamış. Şeytanın verdiği inciler onun boynunda bozarıp çakıl taşı olur, o da bunları geri verdikçe Şeytan deliye dönermiş. Bu böyle günlerce sürüp kıza bir şey olmayınca bu sefer Şeytan aşık olmuş. Yalvarıp yakarmağa başlamış. Kıza bir türlü tesir etmemiş. Bir gece bağlamasını çalarken telin biri kopmuş. Yenisini koyamamış. İkinci gece bir tel daha kopmuş. Yerine koyamamış. Üçüncü gece tek telle o kadar yanık, o kadar güzel çalmış ki bütün kurtlar kuşlar dinleyip ağlamışlar. Kıza yine bir şey olmamış. Bunu görüp de umutsuzluğa kapılan şeytan seni öyle sert vurmuş ki sonuncu tel de kopmuş. O da öfkeyle yere vurunca bağlamayı kırmış! Yedinci kız buna gülünce şeytan büsbütün çileden çıkmış. Başını alınca bu dağa kaçmış. Şeytan o zamandan beri bu dağda ağlıyor. Geceleri ağlaması işitilir. Fakat ters huylu yaratık olduğu için ağlaması gülmek şeklindedir. Çok ağladığı zaman kahkahalar duyulur. Herkes, şeytana yenilmeyen bu kızın tılsımını merak etmiş. Meğer kızın kalbi yokmuş.