Çehov tiyatro edebiyatının Mozart'ıdır; kısa ömrüne sığdırdığı hikayeleri ve tiyatro eserleriyle en az onun kadar verimli olmuş, zamana meydan okuyan karakterler çizmiştir. Çehov'un tasvir ettiği insanlar bugün bile etrafımızdadır.
Ne yapabiliriz? Hayatımıza devam etmeliyiz. Evet, yaşamalıyız Vanya Dayı. Kalan yorucu günlerimizi, bitmek bilmeyen gecelerimizi tüketecek, kaderin önümüze koyduğu sıkıntılara sabırla göğüs gerecek; dinlenmeden başkaları için çalışacağız. Ecel saati gelip çattığında ise ölüme uysalca boyun eğecek, ve orada, mezarın ötesinde, acı çekip gözyaşı döktüğümüzü, hayatımızın zor olduğunu, çile çektiğimizi söyleyeceğiz; Tanrı da bize merhamet edecek. Benim inancım var, dayıcığım; ateşli, tutkulu bir inanç. Dinleneceğiz.
Yaşar Kemal’in İnce Memed romanının sürükleyici olmasının yanı sıra kişisel olarak beni etkileyen asıl şey tabii ki romanın dili oldu. Roman kişiyi adeta edebiyata doyurur şekilde ele alınmış. Bence Türkçe olarak yazılmış en güzel romanların içerisinde bulunan bu kitapta insan, Yaşar Kemal’in betimlemeleriyle anlattığı Çukurova’da olmak istiyor. Bence İnce Memed, okuyucuya hiç gitmediği Çukurova’yı karış karış anlatan, köylülerin yoksulluk içerisindeki yaşam mücadelelerini gösteren mükemmel bir roman. Bu roman kişiyi Türk edebiyatına tekrar tekrar âşık edebilecek bir yerde durmakta. Yaşar Kemal bunu anlatım dilini oldukça basit, anlaşılır, akıcı ve yer yer Anadolu’ya has terimleri kullanarak sağlamış. İnsan romanı bitirdikten sonra bölgeyi ve dokuyu yaşayarak Dikenlidüzü’nden biri oluveriyor. Herkes tarafından okunması gerektiğini düşündüğüm bu roman kişinin okurken bitmesinden korktuğu bir kitap haline geliyor. Yaşar Kemal, İnce Memed romanında yaratmış olduğu karakterleriyle beraber çeşitli efsaneleri birbiri içerisinde katıp daima taze kalacak bir üslupla bizlere sunmuş ve bence Türk edebiyatının en güzel örneklerinden birini vermiştir.