124- Ne zaman bir sûre indirilse, içlerinden “Bu hanginizin imanını arttırdı ki?” diye soranlar çıkar. Ama bu, iman etmiş olanların imanını pekiştirmiştir ve bundan dolayı onlar sevinç içindedirler.
125-Kalplerinde hastalık olanlara gelince, bu onların (mânevî) kirlerine kir katmıştır ve onlar inkârcı olarak ölüp gitmişlerdir.
126-Görmüyorlar mı ki her yıl bir veya iki defa musibetlerle sınanıyorlar da yine tövbe etmiyorlar ve ibret almıyorlar.
127-Ne zaman bir sûre indirilse, “Sizi biri görüyor mu?” diyerek birbirlerine bakarlar, sonra sıvışıp giderler. Anlamamakta direndikleri için Allah da onların kalplerini haktan çevirmiştir.
De ki: “Durmadan bir şeyler yapın; yaptıklarınızı Allah da, peygamberi de müminler de görecektir. Sonunda, gizliyi de açığı da bilenin huzuruna çıkarılacaksınız ve O size yapmış olduklarınızı haber verecektir.”
Finlandiya'nın sadece topa vurmasını bilen insanlara ihtiyacı yoktur. Bize Fin milletini ekonomik, sosyal, fikri ve ahlâkî yönden yükseltecek öncüler lâzımdır.
Kültür ve düşünce sahasında geri kalan ve eski medeni milletlerin hayatını tersinden öğrenmeye kalkışan milletleri taklit etmeyiniz!
Paris'e gidenler şarkılı, çalgılı gazinoları öğreniyorlar. Almanya'ya gidenler, birahanelere devam etmeye alışıyorlar. İngiltere'ye gidenler de futbol öğreniyorlar. Siz eğitim çalışmalarına daha çok önem veriniz! Avrupa'nın bilim ve düşünce mabetlerine gidiniz! Binlerce Alman gencinin bağlı olduğu Tugendbund'u yani "Fazilet Birliği"ni taklit ediniz! Şu kuralı daima aklınızda tutunuz:
'Sağlam ruh, sağlam vücutta bulunur'.
Ey Fin Gençleri!
Sizin vazifeniz, şut atarak topu yükseklere fırlat- mak değil, Fin milletinin haysiyet ve şerefini yükseltmektir. Sevgili vatanımızı her alanda ileri götürmeye, her tarafta mutluluğu artırmaya gayret etmektir!"
-Hiçbir şeyde aşırıya kaçılmamalıdır! Hiçbir şey tek taraflı olmamalı ve tek gözle değerlendirilmemelidir. Her şeyde orta yol izlenmelidir. Her şey zamanında ve yerinde yapılmalıdır.
Mesleklerinin ne olduğunu daha henüz kavrayamamış olan bu öğretmenler, görevlerini basite alan mesai düşkünleridir. Böylelerine dostça öğütlerde bulunmak istiyorum. Bu gibiler öğretmenliği hemen terk edip kendilerine daha başka meslek arasınlar. Gitsinler, tüccar olsunlar, devlet dairelerinde memurluk yapsınlar. Böylece daha hareketli ve enerji dolu insanların gelmesi gereken makamları başkaları doldursun."