Bu dokuz kubbe vü şeş sû içinde geldin ü gittin
Ne geldiğin kapı zâhir ne gittiğin memer peydâ
[ diyor ki yani, Uçsuz bucaksız şu kâfinât içinde geldin ve gittin ama ne geldiğin kapı görünür ne gittiğin. Bir varmış, bir yokmuş ...]
"...
Derde devâ da fariğ-i derman iken gelir."
[Derdin devası da gelir ama sen dermandan ümit kesip gönlün kırıldığında, yelkenler suya indiğinde, kulluk ve aczin idrâkine vardığında yani.]
"...
Derde devâ da fariğ-i derman iken gelir."
[Derdin devası da gelir ama sen dermandan ümit kesip gönlün kırıldığında, yelkenler suya indiğinde, kulluk ve aczin idrâkine vardığında yani.]
"...
Derde devâ da fariğ-i derman iken gelir."
[Derdin devası da gelir ama sen dermandan ümit kesip gönlün kırıldığında, yelkenler suya indiğinde, kulluk ve aczin idrâkine vardığında yani.]
"Âsûde olam dersen eğer gelme cihâne
Meydâne düşen kurtulamaz seng-i kazadan"
[Başının rahat olması ancak bu dünyaya gelmemekle mümkündür, o ise muhâldir. Dünya harp sahası gibidir , taş isabetinden kurtulmanın imkanı yoktur.]