Nathanael, çocukken uyumadan önce annesi tarafından anlatılan korkunc öyküler dinler. Öykülerden biri de Kum Adam adından bir karaktere sahiptir.Uyuyan çocukların gözlerine avuç avuç kum serpen,çocukların böylelikle çıkan gözlerini kendi çocuklarına götürüp ,onları besleyen bu karakterden Nathanael hayli korkar.Kafsında bu karakteri çizer,evlerinin merdivenlerini çatırdatarak yukarı çıktığını duyar ve artık onun için canlı bir varlıktır. Ayrıca babasının ölümünü Kumadam ile ilişkilendirir. Yetişkinliğinde bu durumu arkadaşına mektup yazarak paylaşır. Bu durumdan bir süre sonra sevgilisinin de haberi olur. Nathanael, melankolik öykü yazmaya baslar. Çocukken yaşadığımız olayların sonunda bastırdığımız duyguların yetişkinlikte insanın peşini bırakmayacağını işleyen Kumadam’ı okuyan Freud, etkilenerek “tekinsizlik” kavramını geliştirir.
Karikatürist, yazar, besteci, müzik eleştirmeni, hukukçu Hoffmann’ın yazmış olduğu ve psikolojinin, gerilimin, gotik edebiyatın iç içe olduğu öykü hiç beklenmedik bir sonla biter.
Kitapta yer alan Metruk Ev öyküsü de Kumadam gibi çocukluk kâbuslarına dayalıdır.Ayrıca kişinin karakterini belirleyici bir ayrıntı olarak yansıtılır. İki öyküde de düş ile gerçek birbirine karışır.
KumadamE. T. A. Hoffmann · Kapra Yayıncılık · 20241,521 okunma
Gazeteci,yazar Ahmet Rasim ayni zamanda bir İstanbul anlatıcısıdır.Falaka’da dönemin eğitimini,meydanlardaki eğlencelerini,geleneklerini,Leyal-i Iztırab kitabında,Meşakk-i Hayat’ta hane,köşk hayatını,dönemin kadın erkek ilişkilerini gözleme dayalı bir biçimde aktarır.Bu anlamda dönemin fotoğrafını çektiği için ayrı bir önem taşır.
Şehir Mektupları ise örnek verdiğim kitaplardan farklı olarak Abdülhamid dönemine ait adeta belge niteliği taşır.1897 1899 yılları arasında yazılmış deneme -fıkra yazılarıdır.
Dört ciltten oluşur ve içinde mizahı da barındırır.Yazılar şehirdeki aksaklıkları anlatırken çözümde arar.Evlerin kiraları ve Şirket-i Hayriye‘nin bilet fiyatları,şehir gezinti yerleri,iki vapur işletmesinin arasındaki anlaşmazlığın halka yansıması,şehirdeki dilencilik mevzusu aktardıklarından bazılarıdır.
Benim için İstanbul her ayrıntısıyla başlı başına bir araştırma konusuyken ve şehre ait birçok konuda birçok kitap okumaya çalışırken,İstanbul’un eğlence tarihini,yemek kültürünü,eski bayramlarını, geleneklerini,eski basınını,eski ekonomisini kısaca ağırlıklı olarak anlatıldığı dönemin sosyal,kültürel,ekonomi hayatını okumak çok keyifliydi.
İlk cümlemde bahsettiğim gibi yazar aynı zamanda gazetecidir.Şehir Mektupları ise Malumat gazetesinde ve başka dergi ve gazetelerde yazdıklarından bir seçkidir.Bazı yazılar hüzünlüdür bazı yazılarsa güldürür.
Yazar gelenekçidir.Halka bilgi verme çabasındadır.Halkın anlayacağı açıklıkta yazar.Bu sebeple Şehir Mektupları’nda eski gelenek ve görenekleri anlatır.Yazar aynı zamanda bir toplayıcıdır.Duyduklarını ve gördüklerini toplar ve kalemine yansıtır.Şehir Mektupları buna en iyi örnektir.
Çocukluğunu İstanbul’da geçiren yazar gördüklerini ve duyduklarını,yaşadıklarını okura aktarır.
Namık Kemal’in İntibah ile açtığı yoldaki eserlerin son halkasıdır.Yazarın genel önemli özelliklerinden biri roman kahramanlarının savrukluğudur serserilikleridir,yerlerini arayışları,yerlerini bulamayışlarıdır. Bu ayrıntı dönemin Türkiye’sinin genel psikolojisinden ortaya çıkar. Yani yazar toplumun fotoğrafını çeker.Realist bir biçimde ve eleştirel dille anlatır.Romandaki karakterlerden biri olan Ahmet Kerim’in arkadaşı suikasta kurban gittikten sonra resmen içi boşaltılmış bir kukla gibi bir süre savrulur,belli bir noktaya kadar zira Kiralık Konak romanındaki Seniha da farklı bir psikolojiyle bu haldedir.
Roman İttihat ve Terakki ile Hürriyet ve İtilaf Partileri arasındaki kavgalar üzerine kurulmuştur.İkinci Meşrutiyet dönemi yansıtılır.Ahmet Kerim,İtilaf ve Hürriyet’e bağlı bir gazetede yazmaya başladığında tek bir amacı vardır İttihat ve Terakki bir an önce yıkılmalıdır zira tam anlamıyla İtilaf ve Hürriyet onu yansıtmaktadır.Ahmet Kerim karakteri yazarın diğer romanlarındaki bazı karakterler gibi onu üzen şeylere,kafasındaki hayatla dışarıdaki hayatın uyumsuzluğundan doğan sıkıntılara karşı,hayal kırıklığına karşı eylemsizdir.Değiştirme çabasına girmez.Bu da Ahmet Kerim’in ruh olarak,psikolojik olarak çöküşüne sebep olur. Hüküm Gecesi kişisel çıkarlarla hareket eden iki partinin ülkeye yarar getirmeyeceğini vurgular. Dönemin toplumsal yapısı açıkça realist bir biçimde aktarılır.
Roman karakteri Ahmet Samim muhalif bir gazetecidir.Ahmet Kerim yazarın en yakın arkadaşıdır.İki yazar da İttihat ve Terakki partisine karşı yazılar yazar.Tehditler altında yaşarlar.Yakup Kadri’nin her romanında var olan aşk bu romanında da bulunur.Bu pişmanlık dolu bir aşktır.Ahmet Kerim her gün önünden geçtiği bir konaktan şarkı ve piyano sesi duyar ve sesin sahibine aşık olur.Ahmet
Hüküm GecesiYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20221,062 okunma