hesma

hesma
@hesmaa
Puan vermedi·616 syf.··
2022 53. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2022 21:09
“.., sizin acımasızca açtığınız yaralar yüzünden bundan böyle hiçbir can uçup gitmesin, uçup da kardeşin kardeşi öldürme hikayesini Tanrı’ nın. tahtının önünde anlatmasın. (…) Kanla lekelenmiş o silahları defedin, yaraları sarmak için acele edin.” Son İnsan kitabında şöyle bir söz geçiyordu: “Ne istiyorsunuz?” diye sordu. “Yoksa size vermeyi reddettiğimiz, sizin de silahla ve savaşarak almak zorunda olduğunuz bir şey mi var bizde?” İnsan ırkından kalan az sayıda insanın karşısındaki büyük tehdite rağmen kendi içinde çatışması üzerine söylenmişti bu söz. Her ne kadar orada bir avuç kadar insan kaldığı için bu cümleleri söylese de bir şey fark etmez. Hepimiz ölümlüyken ve düşman edinebileceğimiz onca şey varken neden şu koskoca düzenin içinde aklı ve iradesi var diye kendini en üstün varlık sanan en aciz tabakayı seçiyoruz. O kadar aciz ki bir suçlu ilan etmeden rahat edemeyen varlıklarız. İnsan olmanın diğer bir ayrıcalığı olan vicdan ancak bu şekilde rahatlar çünkü. Hiçbir şey uğruna can vermeye, can almaya, can yakmaya, kalp kırmaya değmezken neler için birbirimize düşüyoruz. Ölümü hiçbir din hiçbir ideoloji reddetmezken sahip olunan o kısa ömrü kin, nefret, kibir gibi insanı daha da aciz yapan duygularla harcıyoruz. Vicdanlarımızı ahiretteki hesaplaşmanın varlığıyla rahatlatıp bu dünyaya güzel duygular bırakmak varken geçici dünyadaki konumumuzu sağlamlaştırmak için yanlış duygulara teslim ediyoruz kendimizi. Ahiretteki yaşamımızı kürdanın üstüne inşa ediyor gibi.
Son İnsanMary Shelley · Can Yayınları · 2021432 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Ne istiyorsunuz?" diye sordu. "Yoksa size vermeyi reddettiğimiz, sizin de silahla ve savaşarak almak zorunda olduğunuz bir şey mi var bizde?"

hesma

, bir kitap okudu
Puan vermedi·83 syf.·
Beğendi
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2022 22:43
·
2022 58. kitabı
Stefan Zweig
8.1/10 · 279,6bin okunma
... oysa burada insanın çevresinde hep o aynılık vardı, hep o değişmeyen, korkunç aynılık vardı. Burada dikkatimi düşüncelerimden, sanrılarımdan, hep aynı şeylerden ayırabilecek hiçbir şey yoktu.
Yapacak hiçbir şey yoktu, duyacak hiçbir şey yoktu, görecek hiçbir şey yoktu, her yerde ve sürekli olarak insanın çevresinde hiçlik, zamandan ve mekandan mutlak anlamda yoksun bir boşluk vardı. İnsan bir aşağı bir yukarı gidip geliyordu ve onunla birlikte düşünceler de bir aşağı bir yukarı, bir aşağı bir yukarı gidip geliyordu, sürekli gidip geliyordu. Fakat sonuçta düşüncelerin de, ne kadar herhangi bir özden yoksunmuş gibi görünürlerse görünsünler, bir destek noktasına ihtiyaçları vardır, aksi taktirde dönmeye ve anlamsız bir biçimde kendi etraflarında çember çizmeye başlarlar; onlar da hiçliğe dayanamazlar.