Burak

Burak
@hessse
it’s a long sad story.
87 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Bir insanı ölüme iten sebepler, bütün o süreç yakınları tarafından hiç fark edilmemişse, belki de kimse yeterince yakınında olmamıştır, değil mi? Yaşanan bir intihardan sonra bütün yakınların yakınlıklarını temize çekmesi garip değil bu yüzden. Bir ölümün birçok sebebi, birçok suçlusu olabilir. Şair, bütün bunları önlemek, suçun yükünü sevdiklerinin omuzlarından almak istermiş gibi yazmıştı o şiiri. Kendine kıyabilen ama başkalarına kıyamayan biri gibi...
Sayfa 333·Kitabı okudu
Öte yandan, aslında hep tuhaf bir bekleme ve arama hâli içinde geçirdim yaşamımı. Aradığım belli bir şey yoktu ama bulabilmek için çok uzun yollar dolaşmam gerekti. Sanki bir gün, bir yerde aniden yaşamaya — gerçekten yaşamaya — başlayacaktım. O ana dek yaptığım her şey, bu müstesna ana hazırlanmak için olacaktı. Aslında hayat elimde tuttuğum şey değildi de, ben gerçek hayata dokunmaya hazırlanıyor ve sadece bekliyor gibiydim. Eksikliklerimi isimlendiremiyordum. Ne beklediğimi ya da ne aradığımı bilemeyişimin sebebi buydu.
Sayfa 129·Kitabı okudu
Bu gerçeği her defasında daha da katı bir biçimde görmeyi seviyordum aslında. Beni mutsuz eden, değersizliğimin değil umutsuzluğumun keşfiydi. Yürüyordum ve hiçbir şey değişmiyordu. Oysa ufak bir parıltıya ihtiyaç duyuyordum.
Sayfa 126·Kitabı okudu
İçimde hep uzaklara gitme arzusu vardı. Birçokları bunu kaçmak için yapar. Ben kaçacak bir şeyim olmadığını biliyordum. Benimki olsa olsa bir arayıştı. Başka bir yerlerde başka bir gerçek bulacağıma inanmak istiyor, henüz yolculuğa çıkmadan evvel bile bunun mümkün olmayacağını için için biliyordum.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Bir şeyleri kaybetme korkusuyla yaşadığım, müthiş bir güvensizlik içinde kıvrandığım yıllardı. Bu duyguyu yaşamayan birinin anlaması mümkün değildir. Bu öyle bir hâlidir ki, en güzel, en mutlu anınızda bile yakanıza yapışıp sinsi sinsi didikler sizi. O anı paylaştığınız birilerinin, sevdiklerinizin sizi terk edeceğini, bir gün çekip gideceğini düşünmeye başlarsınız. Sonra dudaklarınızdaki gülümseme donuklaşır. Sadece çevrenizdeki suratlara ve kahkahalara değil, kendinize de yabancılaşırsınız. İçinde bulunduğunuz anın kısa sürecek bir mutluluk hâli olduğunu ve elbette biteceğini düşünmeye başlarsınız. Bu emanet saadet sona erince ortalıkta kalakalacağınıza, ıssız bir acının içine düşeceğinize inanırsınız. Sahip olmanın mutluluğunun yerini, sahip olunanı kaybetme kaygısı alır. Derken korkunç bir ıstırapla baş başa kalırsınız. Artık o mutlu anların içinden geçmeniz mümkün değildir.
Sayfa 69·Kitabı okudu