Çocuklaştırıcı/infantilist kültür bize dürtünün kendine hakim olmadan, imgenin fikirden, egoizmin diğerkâmlıktan, bedensel temasın aşktan, cehaletin bilgiden, bireyciliğin toplumculuktan, ani tatminin uzun vadeli doyumdan, zevkin huzurdan daha değerli olduğunu fısıldıyor.
Şu epeyce muhtemeldir ki yitirilenler kazanılanları çoğu kez geçer ve mutluluk yaratmak üzere artan gelir kapasitesinin yerini, paranın satın alamayacağı şeylere erişimin azalmasının neden olduğu mutsuzluk alır.
Dostoyevski'nin deyişiyle, inanırsa inandığına inanmıyor, inanmazsa inanmadığına... Sürekli şüpheyi yaşayan günümüz insanı, sanıyorum İrfan dediğimiz kavrayış yüksekliğini de gitgide kaybediyor.