Siz inanmıyorsunuz, ancak ben inanıyorum. Dostoyevski’nin ya da Voltaire’ın karakterlerinden biri, Tanrı olmasaydı bile insanların onu icat edeceğini söylüyor.
Beyin merkezlerinin ve kıvrımlarının ne faydası var? Eğer bunların hepsi toprağa girmeye ve nihayetinde yer kabuğuyla birlikte soğumaya ve sonrada milyonlarca yıl boyunca anlamsız ve amaçsız bir halde dünya ile birlikte güneşin etrafında dönmeye mahkum ise; bakmanın, konuşmanın hissetmenin ve aklın ne önemi var ki ? Soğutmak ve sonra dönmek için insanı yüce, neredeyse ilahi bir zekâ ile yokluktan kurtarmaya ve sonrada sanki alay eder gibi onu toprak haline getirmeye hiç de gerek yoktur.
Gogol oldukça ironik bir dil ile Rus bürokrasinin işleyişini anlatıyor. Alt-üst sınıf kavramının o zamanlar hali hazırda var olduğu Rusya’da, alt sınıf bir vatandaş olmanın zorluklarını sanki o dönemde yaşıyorcasına hissedeceksiniz.. Verilen mesajın çok net olmasına ve farklı bir eleştiri yaklaşımına karşın realist okurlara bu kitabın sıkıcı geleceğini söyleyebilirim..