Uzun bir zaman sonra yeniden başlıyorum. Bu kitabı okumak için çoğu zaman sağlam bir psikoloji ve temiz bir zihnimin olduğu zamanı bekliyordum. O zaman, bu zaman sanırım. Bu kez daha çeyreğine gelmeden kapağını kapatıp “okumuyorum” dedikten sonra rafa kaldırmam umarım. Sartre işte bilirsiniz, tinsel sancıları, sahici acılara, tiksintilere dönüştürmekte üstüne yok. Yine de seviyorum, varoluşsal sancıları iliklerime kadar hissetmeyi seviyorum. Bulantıyı seviyorum. Neden, ne amaçla, nereye, ne için, kim için..
BulantıJean-Paul Sartre · Altın Kitaplar Yayınevi · 197328bin okunma
Çehov’un usta dönemlerinde yazdığı kitap. Tüm iyiliklerin ve kötülüklerin bir gün son bulacağını, eğer tüm bunlar bir gün son bulacaksa neden var olması gerektiği gibi sorunlar üzerinde kendi kendinize çatışmalar yaratabilirsiniz.
Olaylar deliler koğuşunda geçiyor. Gromov ile Dr. Andrey arasında geçen derin felsefi çözümlemeler sizi düşündürür de düşündürür.. Normal bir insanın bile o dönemlerde Rus toplumunda akıl sağlığını nasıl günbegün kaybettiğine şahit oluyoruz.
Aslında farkında olmadan bizlere farkındalık yaratan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bazen hayattan keyif almak için, olaylara kayıtsız kalmanın, boşvermenin, an’ın geçici olduğunun farkına varmanın ve yaşamın yuvarlanıp gittiğinin önemini özümsemeliyiz..
Bayılarak okumadım belki tasvir eksikliğinden, beklentinin çok yüksek olmasından ya da olay bütünlüğünden ve geçişlerden kaynaklıdır ancak yine de güzel bir kitap okunmalı, şans verilmeli :)
Gogol oldukça ironik bir dil ile Rus bürokrasinin işleyişini anlatıyor. Alt-üst sınıf kavramının o zamanlar hali hazırda var olduğu Rusya’da, alt sınıf bir vatandaş olmanın zorluklarını sanki o dönemde yaşıyorcasına hissedeceksiniz.. Verilen mesajın çok net olmasına ve farklı bir eleştiri yaklaşımına karşın realist okurlara bu kitabın sıkıcı geleceğini söyleyebilirim..
Albert Camus’ün okuduğum ilk kitabı. Camus oldukça materyalist olan Meursault karakterine hayat vermiş. Toplumun dayattığı duygusal normların aksine özdekçi düşünce yapısı karakterimizi topluma oldukça yabancılaştırmış. Okuduğunuz andan itibaren “anlam” dediğimiz olgunun gerçekten bir takım hissiyattan mı ibaret olduğu sorusunun cevabını aratacak hoş bir kitap. Romantizm ile taban tabana zıt olan karakterimiz bu anlamda -maddesel bakış açısı- biraz canınızı sıkabilir. Anlam arayışı içerisinde olanların henüz okumaması gerektiğini düşündüğüm bu kitabı yine de tavsiye ediyorum diğer kitaplarını da okuyacağım...
An itibariyle kitabı bitirdim. Hâlâ etkisindeyim. Kitapta 3 önemli karakter var. Her bir karakter insan yaşantısına farklı pencelerden bakıyor. Hayatımızda hep güzelliğin etkisinde kalmanın getirdiği felaketler zelzelesi... Lord Henry’nin muhteşem aforizmaları... Güzelliğin aslında ruhumuza işleyen bir duygu olarak kalması, hayattaki asıl amaç kendi öz benliğimizi bulmamız gerektiği ve aksi taktirde sonuçlarının ne kadar korkunç olduğunu anlatıyor... Mutlaka okunması gereken etkisi muazzam olan bir şaheser...