Kendime bakıyorum ve bir dünya görüyorum. Ama bu dünya farklı ve canlı bir güç yerine hayal ve karanlık arzularla dolu. Sonra her şey duyularımın önünde yüzüyor. Dünya kendi yolumu tuttururken, gülümsüyor ve hayal kuruyorum.
Tutkum ölmüştü artık. Yıllarca onunla dolup sürüklenmiştim, ama şimdi içim bomboştu. Bu yetmiyormuş gibi tatsız, tuzsuz, koskoca bir düşünce de kayıtsızca durmuştu karşımda.
Uzun bir zaman sonra yeniden başlıyorum. Bu kitabı okumak için çoğu zaman sağlam bir psikoloji ve temiz bir zihnimin olduğu zamanı bekliyordum. O zaman, bu zaman sanırım. Bu kez daha çeyreğine gelmeden kapağını kapatıp “okumuyorum” dedikten sonra rafa kaldırmam umarım. Sartre işte bilirsiniz, tinsel sancıları, sahici acılara, tiksintilere dönüştürmekte üstüne yok. Yine de seviyorum, varoluşsal sancıları iliklerime kadar hissetmeyi seviyorum. Bulantıyı seviyorum. Neden, ne amaçla, nereye, ne için, kim için..
BulantıJean-Paul Sartre · Altın Kitaplar Yayınevi · 197328bin okunma
Çehov’un usta dönemlerinde yazdığı kitap. Tüm iyiliklerin ve kötülüklerin bir gün son bulacağını, eğer tüm bunlar bir gün son bulacaksa neden var olması gerektiği gibi sorunlar üzerinde kendi kendinize çatışmalar yaratabilirsiniz.
Olaylar deliler koğuşunda geçiyor. Gromov ile Dr. Andrey arasında geçen derin felsefi çözümlemeler sizi düşündürür de düşündürür.. Normal bir insanın bile o dönemlerde Rus toplumunda akıl sağlığını nasıl günbegün kaybettiğine şahit oluyoruz.
Aslında farkında olmadan bizlere farkındalık yaratan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bazen hayattan keyif almak için, olaylara kayıtsız kalmanın, boşvermenin, an’ın geçici olduğunun farkına varmanın ve yaşamın yuvarlanıp gittiğinin önemini özümsemeliyiz..
Bayılarak okumadım belki tasvir eksikliğinden, beklentinin çok yüksek olmasından ya da olay bütünlüğünden ve geçişlerden kaynaklıdır ancak yine de güzel bir kitap okunmalı, şans verilmeli :)