Ödüllü bir kitapla karşınızdayım. Güney Koreli yazar Han Kang'ın 2024 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi Beyaz Kitap hakkında konuşalım.
Kitap yorumlarında ya çok sevilmiş yada kitaptan tabiri caizse nefret edilmiş ve neden ödül verildiğine anlam verilememiş. Bense arafta kaldım bu kitap için, çok sevdiğimi yada hiç sevmediğimi iddia edemem. Ancak özgün bir eser olduğunu ve daha önce hiç bu tarz bir kitapla karşılaşmadığımı söylemeliyim.
Yazar doğumdan birkaç saat sonra vefat eden ablasına hitaben yazmış bu romanı. Mavi kapaklı olsa da ilk sayfasında anlaşıldığı üzere beyaz olan objelerin hissettirdiği metaforik yansımaları okuyoruz. Mesela tuz, kar, buz, ay gibi nesnelerin karakterde yansıttığı bazı şeyler var diyebiliriz. Düzyazı olsa da şiirsel bir havası var ve metaforik, soyut ifadelerle edebi cümleler kurulmuş. Bu anlamda kitabı okumaktan gerçekten zevk aldım. Ancak kitapta tam olarak bir olay yok. Bir kadının tabiri caizse film şeridi gibi akan hayatının ufak ve özel anlarına tanık oluyoruz. Beyazla özdeşleşen çoğu nesnenin kadına hissettirdiklerini okuyoruz. Ancak onun dışında karakterin ruh haline dair, yaşadıklarına dair pek bir şey bilemiyoruz. Karakterin iç dünyası, geçmişi biraz anlaşılır gibiyken bir anda kitap bitiyor ve tesiri kalmıyor.
Farklı işlenmiş bir kitap, bu açıdan okuduğum için asla pişman değilim. Ancak diğer kitaplarına şans verir miyim, emin değilim.
Beyaz KitapHan Kang · April Yayıncılık · 20242,052 okunma
Kadın, hayatında hiç ıstırap çekmemiş biri gibi çalışma masasının başında oturmakta.
Az önce ağlamış ya da her an ağlamak üzere olan biri değilmiş gibi.
Şimdiye kadar hiç kırılıp paramparça olmamış biri gibi.
Sadece sonsuzluğu elde edemeyeceğimiz gerçeğiyle avunduğu zamanlar sanki hiç olmamış gibi.
Ve kadın sık sık unutuyordu,
Kendi bedeninin kumların evi olduğunu.
Hep ufalanarak geldiğini ve ufalanmaya devam ettiğini.
Sürekli parmaklarının arasından dökülmekte olduğunu.
Sen bembeyaz güldün.
Şayet böyle bir cümlede kullanılırsa sen, hiç sesini çıkarmadan her şeye sabredip gülmek için çaba harcayan birisindir.
O bembeyaz güldü.
Böyle kullanıldığında muhtemelen o, kendi içindeki bir şeylerle vedalaşmak için çaba harcayan biridir.
Soğuk bir günün sabahında ağızdan ilk çıkan beyaz muciz... İşte bu yaşadığımızın ispatı. Vücudumuzun sıcak olduğunu ispatı. soğuk hava karanlık ciğerlerimize akın ederek vücut ısısı ile birleşir ve beyaz soluklara dönüşür. Hayatımız aslında beyaz ve belirgin, gökyüzüne süzülen bir mucize.