Puan vermedi·160 syf.·
2026 434. kitabı
Sorma! Ya bir gölge oluşmaz mı hiç, hep ışık var mı oluyor camdan yüreğine akan duru, düzensiz kararlılık için? Nilgün Marmara Türk edebiyatının en önemli romancılarından, gazetecilerinden ve diplomatlarından biridir. Türk toplumunun Tanzimat'tan Cumhuriyet'e kadarki değişim sürecini eserlerinde başarıyla yansıtmış, aynı zamanda Türk Dil Kurumu'nun kurucuları arasında yer almıştır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu Fecr-i Âti ve Millî Edebiyat dönemlerinde eserler vermiş, realizm ve natüralizm akımlarından etkilenmiştir. Tarihsel Dönemleri Yansıtması: Romanlarında Tanzimat Dönemi, Meşrutiyet yılları, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemi Türk toplumunun geçirdiği siyasi ve sosyal dönüşümleri işlemiştir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu Siyasi ve Diplomatik Hayat: Sadece bir yazar değil; milletvekili (Mardin, Manisa) ve çeşitli ülkelerde elçi olarak görev yapmış bir devlet adamıdır. Çok yönlü okuru sıkmadan Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nu tanıdık yazar Sayıl Cengiz Gündoğdu'nun kalemimden okuduk kıtabımızi..
Araştırma inceleme deneme edebiyat
Yakup Kadri KaraosmanoğluSayıl Cengiz Gündoğdu · İnsancıl Yayınları · 20242 okunma
zaten o şarkıyı ben sana yazmadım
Puan vermedi·116 syf.··
2026 39. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 00:00
Bu kitapta bir aşk okumayacaksınız, o aşkı yaşayacaksınız. İki aile dostunun çocukları daha çocukluk yıllarında aşık olurlar. Biz hep Umut'un aşkına tanıklık ediyoruz. Ama Elif'i de romanın sonunda çok iyi anlıyoruz. Bir erkek ne kadar güzel, ne kadar çok, ne kadar temiz sevebilirse Umut öyle seviyor Elif'i. Bu sevgi onu paramparça edince de " Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen boş yere mağaramdan çıkarma beni." diyor kırgın ve yorgun kalbi. Peki bir erkek kaç yıl hiç görmeden, haber almadan, sesini duymadan sevebilir? Bir erkek kaç kere terk edilebilir? Kaç erkek ömrünü sevdiği kız için heba edebilir? Klasik kavuşmanın ya da kavuşamamanın ötesine geçmesini, arkadaşının kitabına akışını, Tahir Bey'in babalığını hissettirmesini, Elif'in bağlanamayışını, şarkıların/ şiirlerin kurguya yedirilmesini, hele 14 yaşında... ve daha o kadar çok şeyi sevdim ki bu kitapta. İyi ki okudum dediğim ve sizlerin de aynı cümleyi kuracağınıza emin olduğum bu kitaba sakın geç kalmayın. Oysa, herkes anlatmak için birini arar. Sevip de susmak tecritlerin en ağırıydı. İnsan ne garip canlı, yenile yenile öğreniyor ruhunu taş duvarlarla örmeyi. Zaten Her şey hayal kurmakla başlamaz mıydı? Taş kalpli de olmuyor, sonradan olunuyor. Fırtınanın yaklaştığını sadece anlarsınız, onu durdurmaya hiç kimsenin gücü yetmez. İnsanlar gürültülü eylemlere tepkisiz kalabilirler de sessizliğin sesine dayanamazlar. Hayatında bir sorunla karşılaşmamış birisi gün gelir bir tek sorunla karşılaşırsa hayata tepetaklak olur. Ben merak etmiyorum artık. Bir kere yapan yine yapar...Bir kere giden yine gider. İnsan bu kadar acıya dayanmak zorunda değildir. Ne kadar acıya dayanmalıdır: Dayanabildiği kadar. Ya dayanamıyorsa? Kaybedeceğimiz şeyin büyüklüğü bizim hayattaki sorma
Zaten O Şarkıyı Ben Sana YazmadımOrkun Galolar · İnkılâp Kitabevi · 202672 okunma
Reklam
7/10
·358 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:32
Yeni bir fantastik serisinin giriş kitabıyla geldim. Konusu oldukça değişik ve kesinlikle dikkatle okunması gereken bir kitap. Periler ve Kurtadamlar, Nefilimler ve Melezler her an hiç ummadığımız birisi çıkabilir. Nena hayatının baharındayken öğrendiği gerçeklerle neye uğradığını şaşırıyor. Tabii onunla birlikte bizde. Nena’nın annesi gerçekleri anlatırken normal şeylerden bahseder gibi anlatması sinirimi bozdu. Nena delirmek üzere ama kadın sakin sakin anlatıyor, deliriyoruz hanım bu ne sakinlik. Ama tabii onu da anlamaya başladım ilerleyen bölümlerde. Royd ve Nena’nın hikayesi rüyalarla başlayan ve bağları çok daha ilerisine uzanan bir hikaye. Royd’un Nena’yı bebek gibi sevmesi, okurken pamuk gibi olmamak elde değil. Her koşulda daima yanında. Kelly’ye belli bir yerde çok daha üzüldüm meğer bilmediği neler varmış ailesi hakkında. Ve Alyward ile olan geçmişi, ve günümüzde ki yüzleşmelerinden sonra beraberliklerini ben çok sevdim. Bazı zaman atlamaları yerine Royd ve Nena’nın aralarında ki bağ’ın nasıl güçlendiğini okumak isterdim açıkçası, zaman atlamasından sonra bir anda duyguların bu kadar yoğun ortaya çıkması güzel olsa da bir tık hangi ara diye sorma gereği hissettirdi. Ama sevgili @mujdeozcaner ile bu konu hakkında konuştuğumuzda bana serinin devamında bunların nedenini anlayacağımızı söyledi. Bundan sonrasının kesinlikle sakin geçmeyeceğinin ayak sesleri Nena’nın babası ona her ulaşmak istediğinde daha gür yankılandı. Merakla serinin devamını beklemeye çekilmekteyim bu yüzden.
MahfiMüjde Özcaner · Oleksa Yayınevi · 20261 okunma
Bu değerlendirmeyi sanırım 2024 yılında yazmıştım;))
10/10
·608 syf.··
Beğendi
·
2025 117. kitabı
"Bir kitap, içimizdeki donmuş denize indirilmiş bir baltadır… Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?" ~Franz Kafka Bu kitap okumaya zahmet edilebilecek bir kitap mı? Kesinlikle evet. Hepimizin kitap okurken farklı amaçları vardır. Kimimiz güzel bir cümlenin altını çizmek için okur. Kimimiz ise bilgi gereksinimini karşılamak için okur. Kehribar Geçidi bu iki özelliği de içerisinde bulunduruyor. Olay örgüsünü canlı tutarak okuru da canlı tutmuş oluyor. "Öyle ölüler var ki öldüğünün farkında değildir."(sayfa 17) Siz bu sıfat içerisinde yer almamış oluyorsunuz. Kendinizi o kadar kaptırıyorsunuz ki okumaya, kelimeleri sanki siz söylüyormuşsunuz gibi geliyor. Bazı cümlelerle ağlıyorsunuz bazı cümleler ile gülüyorsunuz. "Bunları yazarken genellikle gülümsüyorum nadiren ağlıyorum. Bunları okuyacak kişinin benimle aynı yerlerde gülüp ağlamasını temenni ediyorum."(sayfa 86) Temennisini gerçekleştiren Nazan Bekiroğlu ve biz okurlar arasındaki o ince bağı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. "An gelir duyguya da kelimeye de doyduğunu zanneder insan."(sayfa 85) Ama o an bu kitapta yer almıyor. Her zaman yeni bir duyguya, yeni bir kelimeye aç oluyorsunuz. "Acaba" kelimesi yiyor içinizi ve kitabın içinde hapsolmuş bir şekilde buluyorsunuz kendinizi. Bir parça buluyorsunuz kendinizden. Kitabı okudukça keşfediyorsunuz içinizi. Ben kendimi Naso olarak gördüm. Naso okuma yazmaya bilmiyor ama avukat olmak istiyordu. Ve yazıya sürekli sitem ediyordu. Bense matematik yapamıyor lâkin savcı olmak istiyordum. Ve sürekli "Matematik ile hukukun ne alakası var, ne işime yarayacak hayatımda?" gibi sitemlerde bulunuyorum. Naso ve Nisa, ismimiz dahi birbirine çok benziyor. Eğer MS 300'lü yıllarda bulunsaymışım Naso olarak ben
Kehribar GeçidiNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,570 okunma
10/10
·314 syf.··
2026 3. kitabı
Bu, Colleen Hoover’dan okuduğum ilk kitaptı ve diğer kitaplarına bir şans daha verip vermem gerektiğini bilmiyorum. Bunun kötü olmasından dolayı değil, sadece kitapları hakkında çok fazla olumsuz şey duydum. Ama bu kitap gerçekten çok iyi bir gerilim kitabıydı ve olay örgüsündeki ters köşeler (plot twist) çok iyiydi. Kitabın tamamını sadece 3 günde bitirdim, ki bu benim için inanılmaz çünkü yavaş okuyan biriyim. Ama kitabı bırakmak hiç istemedim, o kadar iyiydi. Aynı zamanda benim için “jumpscare” hissi yaratan ilk kitaptı. Nasıl olduğunu sorma — okursan anlarsın
VerityColleen Hoover · Independently Published · 20186,9bin okunma
Puan vermedi·96 syf.·
2026 330. kitabı
Hiç kimse salt kendinden mürekkep bir ada değildir," diye yazmış John Donne, "Her insan kıtanın bir parçası, bütünden bir damladır. Herhangi bir ölüm azaltır beni; çünkü ben insanoğlunun bir parçasıyım, bunun için sakın ola çanlar kimin için çalıyor diye sorma, çanlar senin için çalıyor." Ngugi Wa Thiongo Afrika’nın içinden çıktığı derinlikleri ve köle ticaretinden köleliğe, sömürgecilikten borç esaretine kadar pek çok konuda mücadele etmek zorunda kaldığı dünya güçlerini hesaba katmak durumundadır. Tüm imkânsızlıklara rağmen pek çok güzel şey de oldu. Bu da umut etmek için bir sebep. Öte yandan, kıtaya dair yürütülen bu türden tartışmalar, Afrika’nın yapmayı başaramadığı şeyleri ve kendi başına açtığı dertleri de ele almalıdır.” Demokrasi, dört yılda bir oyları satın almak için gereken paraların sayılması değil, günbegün hesap verebilirlik anlamına gelmelidir... S:50 imkânlara rağmen yoksulluk ve hastalıkların olduğu, varsıl bir azınlığın yoksul bir çoğunluğun sırtında saltanat sürdüğü, nükleer silahların tehditi altındaki adaletsiz ve istikrarsız bir dünya bu. Ngugi Wa Thiongo , muazzam bir insan gücü ve tabiat kaynaklarıyla donatılmış Afrika’nın işte böyle bir dünyada görünür hale gelmesi, hakkı olanı adil biçimde alabilmesi için Afrikalı aydınları ve liderleri göreve çağırıyor. Afrikalı aydınlardan her şeyden önce kendi dillerine sahip çıkmalarını, liderlerdense kıtayı daha güçlü kılacak olan Afrika birliğini hayata geçirmek için sorumluluk almalarını istiyor. İzlenecek yolsa, öze, iktidarın gerçek kaynağı olan halka dönüşten geçiyor. Öze Dönüş Kendine inanma, gücün başlangıcıdır.” Ngugi Wa Thiongo
Siyaset-Politika , İnsan ve Toplum
Öze DönüşNgugi Wa Thiongo · Ayrıntı Yayınları · 202115 okunma
Reklam
Reklam